Eylül Şiirleri 1

N Necdet Karasevda
0 Altın Yaprak
eylüle asılmış bir vakitte ... kirpiklerinde hüzün, avuçlarında ıssız yalnızlıklar taşıyan bir rûzigâr gibi konmuştun dallarına efsûnlu ruhumun. kim bilir hangi şarkıda vurgun yemiş şaşkın bir bilgelikle kaçmıştın içinin göğsünden. Sonra öldürmeye gelmiştin kanayan yanlarımı… ruhumun küf kokan duvarlarında mor ölüler asılmışken öpmüştün gözlerimi eylül fısıldamıştın dizelerimin gümüşten kulaklarına. suskun serviler gibi bir mezar sessizliğine bürünmüş susmuştun sonra asırlarca. düşsel bir çağrı vardı dudaklarında yanaklarında asırlık aşkların ayak sesleri… önce evrensel diliyle konuşmuştun hüznün gözlerin yankılanmıştı ağaçlarda sonra lirik şarkılarca susmuştun ellerin düğümlenmişti boğazımda. bir ateş fırtınası sarmıştı çınar ağaçlarını parklar alevden elbiseler giymişti kanamıştı bulvarların kalbi tırnaklarım mosmor kesilmişti bir akşamüstü billur şiirlerden arta kalan ne kadar dize varsa hepsi eylüle dökülmüştü içten içe akan tümceler geceden sabaha evrilen işkenceler devriydi eylül eylül ateşten bir serencamın başladığı bir güzün ilk demiydi. başlamıştı tarih. açılmıştı ruhumun parantezi. acıya ve sancıya kedere ve hiçliğe açılan… yanmıştı gözbebeklerim bembeyaz siluetin karşısında bir alev yumağı bir ateş topu hecemi gecemden ayırmıştı. ölmüştü içimdeki serçe sonra ansızın yitiverip gitmiştin devasa sorular bırakmıştın arkanda. çengellerine milyon kere asıldığım soru işaretleriyle seni sormuştum kuşlara bir iz, bir işaret beklemiştim yalnızca gözlerini andıran bulutlardan. ve başlamıştı tarih. eylül. hep eylül.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.