Na't-ı Şerif

N Nurettin Durman Nurettin Durman
0 Altın Yaprak
NAAT Ey Nebi; ey miracın sultanı şüphe yok ki alemlere rahmettir senin gelişin; gene şüphe yok ki alemlere rahmettir senin Kâbe’nin kapısından içeri adım atıp; İbrahim peygamber gibi putları birer birer devirişin: Öyle ki; devirdiğin putlara bakıp dünya alem aydınlık bir kapı bulsun kendine asılsız davranış ve inanışlardan kurtulabilsin Allah’a ortak koşmaktan uzak dursun ey Nebi; artık inkâr vakti tamam olsun yol görünsün ışık saçılsın etrafa: insan insanlığın bilsin, hak yerini bulsun; yoksa ben ne yapardım o vakit zindanların zifiri karanlığında yaşasaydım eğer; insanın insanlığından uzaklaştığı zamanda, ben ne yapardım başıboş kalsaydım eğer; ömrü hayatında yol gösterici bir ışığı olmayan ve hep ziyanda olarak yaşasaydım bana kötü bir akıbet olmaz mıydı ey Nebi; çünkü onlar ne kadar anlamaz insanlar ki cehlin karanlığı içinden gururla geçerek dünyanın aldatıcı mahiyetiyle birlikte inkârcı bir hal üzerinde olan hayatlarını nefislerine güzel göstererek ve inatla şiddetli bir öfkeyle çıkarlarken ortaya; o zaman sen vardın ey miracın sultanı: Varlığın ilahi nurun kapısı oldu ya Muhammed Allahumme Salli Alâ Seyyidina Muhammed Ve Alâ Ali Seyyidina Muhammed. Ey Nebi, ey miracın sultanı sen doğduğunda beyaz bir bulut gelip sarmıştı da gizlemişti içinde seni melekler pervane olmuştu etrafında nura gark olmuştu her taraf; sen doğdun güller açtı, sen doğdun gönüller coştu, sen doğdun açıldı kapılar: sen doğdun Kur’an geldi, sen doğdun furkan geldi. sözlerin dosdoğru bir yolu gösteriyor; senin yolunun toprağı olayım; olayım da bana ey hatemül enbiya bir kurtuluş zerresi bahşeder ümidiyle o rahmet kapısından rezil rüsva olmadan yüzüm kızarmadan gireyim; her secdede miracını göreyim; her kıyamda Mekke’ye doğru yürüyüşünü canı gönülden arzu edeyim; yüreğimin her kanamasında Taif’te bulunayım bulunayım ki ey Nebi; ey miracın sultanı taş değmemiş şu benim hakir başıma taşlar yağsın; hicabından bulutlar ağlasın ağlamaktan gözlerim kan çanağına dönsün, öyle ki sana atılan taşlardan dünya utansın; çünkü risaletin bir bağış oldu insanlığa; hicretin bir başlangıç oldu ey Nebi; hicretini muştuya çevirene hamd olsun; Mekke’ye dönüşüne hamd olsun; sen ki; “şahit ol yarab” dedin; hakikati insanlara duyurdun: Sen doğdun dünya kurtuldu zulmetten ya Muhammed Allahumme Salli Alâ Seyyidina Muhammed Ve Alâ Ali Seyyidina Muhammed. Ey Nebi, ey miracın sultanı Ey hatemül enbiya. Ey cennetin efendisi elbet kıyamete kadar yaşayacak senin mübarek sözlerin senin hayatın ışıklar saçarak ulaşacak gönüllerine insanların kitabın muciz anahtarıyla açılan kapının eşiğinde durup aman dileyecek, ümitler içinde bekliyecek insanlık Hira’dan bir müjde ile döndüğünden beri gönüllere bir sürur halesi ile girdiğinden beri feleklerin ve meleklerin arşı coşturan zikirlerinden beri ey örtülere bürünen ey alemlere rahmet olarak gelen iki cihan saadetini müjdeleyen Allah’ın Rasulü her halükârda aşk meclisinde bir pervane olup aşk ateşiyle yanmadıktan sonra neye yarar neye yarar ki benim feryadı figanım zamanın cehlinden bizar olmak ne kazandıracak ki bana ey aşk yolunun davetçisi; ey bağrı yanık aşıkların ilacı; şimdi ben burada kendi dünyamı tutarken elimde, zemheri gibi içime biriken ne varsa ve herşeyden önce: na’tı’mı kabul eyle ey Nebi; takatim kalmadı artık derdimi tutacak bedenimde; sensin ancak önderim sensin iki cihan saadetimde: Alemlere rahmet olarak sen geldin ya Muhammed Allahumme Salli Alâ Seyyidina Muhammed Ve Alâ Ali Seyyidina Muhammed.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.