Hüznüm Fikir Değiştirdi
R Rabia Bulut
0
Altın Yaprak
yaşamın ince uçlu kalemini değdir, gönlüm kırılsın
yıkıl masal ustası!
karşımda dikili gözlerini taşıyamam hep böyle
o kahkahanın içine düşürdüğüm asık surat benimdir;
alınmıştır tellerin ucundan bir yudum
kötü kader var mı ki,
ağlamak yüzümüzün ikinci tekil kişisi!
olsun,
sıkı tut ipleri, kimi hayat kayar,
kimi bir tutam tuz tadında
ah çektirme bana,
dibine vurmuş hayatı içemem,
içinden çıkılmaz bu hazzın
gülümsemez mi asılınca surat?
Söylesene bir şarkı
dinlendirilmek isterim…
dillendirilmek, bu dans eşliğinde…
gülümset…
ya da son sesi çıksın hayatımızın, farz et
kurtarılmış bilgelik, krallığa serilmiş taht,
bin beter düş bozan
ve zaman tüneli kirpiklerimden ince,
ağlamak serkeş.
öyle zarif bir gerdanı vardı ki düşlerin,
bilekleri, ömrün yaşam dalı kadar ince
kaybolmasın sefilliğim ve geçinip gideriz
tutunup senin narin ses tellerine-
köprü uzaklığında saran tuzak,
birazdan intikam doğuracak sevgilim
birazdan intihar doğrulacak yatağından,
kucağına binlerce inilti savurup,kaçacak
hiçbir şey alınmadan ve
esir düşürülmeden gençliğimiz
sürgün yedir, ömrüm bitir ve çiz beni gönlüne!
Tokat gibidir, soğuk gece,
sıcak vurmaz tenime
ısınmaz buzdan cam,
inmez sis, kokusu sarmaz tütünün,
iç çekiş yetmez ahvalimizi aklamaya
ah gözlerinin biriktirilmiş zaferi,
güzel duran üzerimde, yansıyan gönlüme
geri döneceğimiz o vakitten,
hüznüm gelincik dalı kesilir;
kırmızı, narin ve ten değse kırılacak,
güneş görse yüzümüz,
şefkat görse, toprak görse sonra,
susadıkça susamak,
bitmesin şarkımız, yeniden dinlet,
kaşlarını çat, ellerini uzat ve gitmek var,
geldiğinde görmemek bu güzü
kış biter, uzaklık beter,
düşe bozgun yedirir ordularımız
durup bir dinlese hayat, bitmese,
iki adım ötede tabutun toprağa sürülmesi masal!
ardından bırakıp tüm yazdıklarını,
a işte bu beni anlatırdı, dememek için,
kimseye minnet etmeden yaşam dalını kırmak,
boyuna
kuyuya sarkıtılmış baş olsa,
koynundan kopartılmış, göğsünü yarmış
eğilmiş olsa, gözlerinin feri toprağa
sükunetin bir adam boyu
beli doğrulmamıştır bir gün daha
tutunsa damarlarına,
ruhun azad ettiği kölelik makamında
bir kırılsan ve bir dağılsan bir kez daha toplansan
çoğala çoğala, keder bir yanda dursa,
kader boynuna halat
sonsuz bir ırmak; az sonra şelale,
az sonra uçurum, az sonra uyku
orada dursa öyle zamanın solgun yüzü
sonsuza dek kalsak içinde
hüznüm gelincik dalı,
kırmızı!
hüznüm fikri korkunç,
korkulu!
hüznüm toprağa eş
üzgün ve kederli!
bir nefes etsen,
düşüverecek
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş