Begonya Zamanı

R Rengin Alacaatlı
0 Altın Yaprak
Baktığım maviliğin yakınında, güneşin kalbini titretecek kadar kalabalık yalnızlığındaydı ada Asma bahçelerinden süzülen şarap sarhoşluğuna, eşlik ediyordu olmayan kadınların bacak terleri Sonsuzluğun yüreğinden kopmuş gibi kıyıya karışmama, kendi külünden kum yaratma çabasında Çocukça bir sevinçle gülümsedi beni tanıdığı boşluğundan ıssızca Senfonik çığlıkların suskunluğunu kimler anlayabilirdi ki gün batımında …/ eğer düşmeseydi gölgesi som bahara yazılmazdı son elveda… affedersiniz bayım; siz, sakızağaçlarını ve özünü sakız gibi çiğnemeyi bilir misiniz sakız balonu gibi şişerek patlamayı değil ama… eski cümlelerinizi kırpıp yeni söylemlere hece arsız şımarıklığınıza yığınla kelepçe sesinizin suskunluğunda, serap olmak mıydı sadakat? bu gün bana, kitabesi yazılmış karşı kıyının ölgün ışıklarında ve bir mezar gibi kazılmış, çöl düşleriyle rüzgar esecek yine bir sus ile silinse de haydi bir yıldız daha atalım denize renkli yağmurlar yağacaktır nasılsa simdi siz, yağmurları da renksiz bilirsiniz son kez konuşmalıyım affedersiniz bayım! (konuş benimle ne olur Ada…) affedersiniz bayım; siz, şaraphanelerde şarap yapmayı ve şarap gibi kokmayı bilir misiniz şarapnellerle parçalanıp ölmeyi asla değil ama... med-cezirlere gebe mevsimin ay kırığından düşen yansımanız taşar adanın üzüm kokulu sokaklarından asılır aykırı kararlarımın darağacına kısamaz sesinizi kıyı-kovuk bağbozumu saklanmanız kırılıp batmışsa göğsüme aşiyan camlarınız bozgun ve argun size yemin olsun adımı bırakacağım adaya yada kör olacak gözlerim bin ah-a savurmadan denizin küskün gülüşünü ve dahi tüm enkazların külünü rayihama dem vereceğim bir zerre terden bilmem kaçıncı sabaha belki yarın uyanırım bacaklarım yok ki benim engebeli patikada yürüyecek bir adım ötesinde yitik adımlarım silik ve yorgun anlı/yorumlarla kesik yolum şimdi siz, bunu da anlamazsınız son kez uyumalıyım affedersiniz bayım! (uyut, kumunda uyut beni Ada) çünkü… gitmek, begonya zamanının ardındaydı oysa aşk.. aşk hep hazirandı./… Türkü gözlerine denk düşer buğu sesi alaca kızın, üzüm bağlarından Aşkıyla dem verir şaraba dans ederken sevgiliyle, parlak ışığında ayın Ege'nin hırçın sularına karşı şaha kalkıp rüzgârla yarışır altın yeleli atıyla Uzun koşudur yaşamı sonsuzluğa, sakladığım yeşilliğimde varamasa da arzusuna Uyu kollarımda kimse bilmez, kimse duymaz, kimse görmez benden başka Bir öyküsün alaca kızın rengârenk taş duvarlarındaki ışığında

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.