Kanatsız Kuşlar Korosu

R Rengin Alacaatlı
0 Altın Yaprak
Siz bilmezsiniz ne zaman uçamaz kuşlar… /çetin ceviz sevdamın destanını yazacağım ağacın gövdesine yaprağın boyasıyla sıkı sıkı sarıldın mı bana seyir defterini anlatırsın yeni baştan çoban yıldızına/ sana şimdi söylediklerimi ne zaman söylediğimi ben de bilmiyorum ama aydınlıktı, gün ortasıydı güneş en sıcağını vuruyordu ondan siper etmiştik elimizi alnımıza hatırlamasam bile hangi aydı hala kısa pantolon giyiyordu çocuklar askılı, ben sana dünden kalma çörek getiriyordum en sevdiğin hani uyuyorum kır uykularında… dokunsana… sarmaşıklar dal veriyor yeni renginde yan yatmış güneşlenirken yamaçların yeşili bulutlardan tablo yapıp asacağız arzularımıza, kaçaklarız, kaçamak tutkuların esiri taklacı güvercin dönüşü yuvaya biraz esrik ve dumanlı son baharın yağmurları ıskalayacak yanaklarımızı ıslanmak bu kadar güzel olmasa şimdi ya da hiç… zaman koşamaz ki ardımız sıra /bu baygın koku ful yaprağından canım benim, sensizliğim gibi korkar soğuktan hatırlatsana sıcağını, dokusunda ellerin olmalı, toprağına dokunmadan/ bir fotoğraf düşüyor ansızın günceme mini minnacık ayrılıkların bile devleştiği günlerden uğurlarken kapıdan atkını sarıp çepeçevre susmuştuk gözlerimizde belki bir hıçkırık genzimde öpüp öpüp ellerimi akşama kalmaz gelirim, nasıl da şaşırmıştı komşular yolculuk nereye uyuyorum kış uykularında… uyuyorum uyandırsana... pencerede beklerken buğusunda soğuğun üşüyor gözlerim ilk ayrılığın bitmeyen saatleri mi bu kadar uzun deniz kuşları tünüyor karşı çatıya benden beter kanatsız ne derin bir sessizlik bu haykırılamayan, kuşlar sessiz çığlıkları ile uçuyorlar tüm kavgalarına yalansız bastırılmış isyanlar dudaklarımı kanatıyor kanıyor çoğul sensizlik kanatsız ve sessiz / dalgalanmasa geceler yine de sevişir miydik ay solgununda ah ne çok öpüşürdük seni seviyorumlu cümle sonlarında/ Akdeniz boy veriyordu balkonumuza titrek ışıklı kandillerin yansıması ile dindirilmez heyecanımıza ben, mor dağların kokusunu çekiyordum her şiir soluğunda burnumu dayayıp boynuna yüreğimizin seslenişinden o sevdalı şarkılar dolardı kadehe ve başı dumanlı o anlara… uyuyorum kuş uykularında… anlasana… açık hava sinemalarında kuşları uyutup aşk mırıltıları çitleyelim ipek mendil tetikte aheste yürek yangını uzun yokuşlu dizelerime dayansın dizelerin dizelerimde sürsün bu gece ve ellerin… of ellerin… ellerin elimde duyulmayacak hiçbir ses göz göz patlamış kurşun saklanamaz kara gölgeler kar kristallerine muska yap gözlerimi as yüreğine belki dönmem, dönemem geriye /rüzgar özleyecek mi saçlarımı okşamayı ben öldükten sonra kimsecikler değil sadece kanatsız kuşlar korosu olsun yanında/ yıllar geçse bile benden sonra kirletilmesin sevda köşe başlarında sen, göm beni yalansız sırçaya güneş yine öpsün her sabah her sabah bir şilep geçsin açıklardan dumanı sürüklesin ruhumu bacası selamlarken rıhtımı yüküm zaten kaç gram ki dalgası sallamaz bile iskeleyi uyuyorum kar uykularında uyandırmasana toprağı istemiyorum ne de mermeri başucumda rüzgarın olsun yeter kuşlar söylesin ilahileri balıkçıl olanlar denizin suyu gagalarında bırakayım saçlarımı dalgalara incilerden bir taç tuzu tat olsun dudağımda ……. Siz, evet siz anlar mısınız neden uçamaz kuşlar?

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.