Yokluğunun Vesikası...

S Seyithan Yusufoğlu
0 Altın Yaprak
Yorgun bir günbatımında adını koyamadığım derin bir vadiydi sevdan ve bilinçsiz değildi hiç birşey rüzgârlarla şekillenmemişti yüreğimin sana tutsak olan platosu kırılgan bir fay hattıydı yüreğimin ince çizgisi bin yıllık saklı kentlerden sana doğru uzanan... Kimi zaman ay düşerdi Zap Suyunun bilinmeyen derinliklerine ağır ağır akardı gece yakamoz olurdu gözlerin çözülürdü yüreğimin tüm bağcıkları bakamazdım gözlerine bilmez misin gözlerin sırat köprüsü atamazdım kendimi ateşine ben seni yanmak için sevmedim ki Hasretin yağmur olur yağardı taşardı bağrımdaki tüm mavilikler dile gelirdi Dicle haykırırdı sevdamı bir çoban kavalı ezgisinde karalar bağlardı hüvviyetsiz diyarlar sevdamın rengi yoktu siyah beyaz eski bir resimde yitirmiştim hayatın tüm alaca kızıllığını tükendiğimin açık adresiydi yaşadığım o limitsiz matemler... Ve zaman yelkovan ile akrep arasında sıkışan bir kısır döngüydü ey sevgili! yokluğunun vesikasıydı sensizliğin mahsenindeki suretim! ..

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.