ağaran göğsünde sızdım yalnızlığıma gördüm yolların nasıl seğirdiğini gözlerinin içinde…
bir şehir vardı hiç bilmediğim soğuk vitrinli cam sokaklı koşar adım geçerken bu şehri babamın arkasından…
ah yüreğimin eksik yoldaşı eskidi tırnaklarımın arasında çağıldamış can çekişen uzaklığın…
sen gidince üşüyen yağmurlar biriktirdim ağrılı eteklerimin dantel sancılarında…
içimin gizli öznesi yarım kalmış bir şiirsin artık dili geçmiş zamanlarda ben seni öyle ince sevdim…
sallanıyor ılık nefesim acılarıyla yıkılan bir duble rakıda akşamdan kalma bir keder çarpıyor masama tepe taklak oluyor sarhoşluğum…
kanatlarını açtım bu defa tüm pencerelerin yok olduğum kentin uçurumlarına yok olsun…
I güne gebe yüreğim istemem…
yemyeşil akan bir derenin kızıl kanıydık sadece akıyorduk kendi dehlizlerimizden yedi kat yeşilin en koyu kıvamına…
I her hangi bir yere giderken her hangi bir otobüsle…
acı bir esintinin fısıltıları dolaşıyor geçmiş ömrümün puslu resminde ve kasvetli bir gecenin rengine karışıyor ölüm çanları kendi dinginliğinde…