Hüznün Yüzü Eylül

T Turgut Uzdu
0 Altın Yaprak
Yalnızlığı avuçlarında Sonbaharın yorgunluğu ruhunda Hışırtılar vardı Sararıp Dökülen yapraklarda Kuşlar uçarken başka diyarlara Çocuklar sağa sola koşarak oynuyordu Birden irkildi Eylül Mavi iki göz karşı bankta oturmuş Ona bakıyordu İçi titredi bir an Gökyüzü ona bakıyor sandı Kaçırdı gözlerini Saklamaya çalışırken titreyişini Kımıldandı Kızarmış yaprakları seyretti Oturduğu bankın etrafında uçuşan Kızıl güneşe, Sonra yaprakların ardından Çocuklara baktı koşuşan. Rüyasına girdi mavi gökyüzü Derinliğinde kayboldu Sabah kalktığında mutluydu Öğlen zamanı Kendini aynı bankta buldu Karşısındaydı yine Masmavi gökyüzü Gülümseyerek bakıyordu Aynı bankta oturan Eylül'e yüzü Gülümseyen bir yüz vardı Bir de gözler mavi Bir şey yapmalıydı Cesaretini topladı Ve gülümsedi Gülümsedi Eylül hafifçe Yanıma gelse keşke diyordu Kimdir nedir Ne iş yapar Bilmiyordu Dileği gerçek oldu Tanıştı sesiyle mavi gözlerin Kadife gibi yumuşak, anlamlıydı Eylül için zaten Anlamı yoktu sözlerin Ayrılırken tokalaştılar Sıcaklığını taşıdı avucunda Sesini kulaklarında Kalbinde bir hızlanma vardı Bir şeyler olmuştu ruhunda Aradan günler geçti Eylül sevdalanmıştı Gezdiler kıyılarda Kızıl güneşi seyrettiler İkisi de aşkı tatmıştı. Meydan okuma vardı Birilerine el ele gezerek Mutluluğunu ilan etme Haykırma bütün dünyaya Eylül'de isteyerek Sonra istediler Eylül'ü babasından Ve düğün vakti geldi Yüzünde saadet çiçekleri Parmağında yüzük Eylül mavi gözlerle evlendi. Mutluydu Eylül Huzurluydu sevdiği ile Her akşam Eylül'ün dizine uzanır Türküler söylerdi kadife sesiyle Tatlı sözler devam etti bir süre Sonra kızmalar, bağırmalar başladı Tatlı sözler unutuldu Fırtınalar oluşur, Mavi gözlerde şimşekler çakardı Gözyaşları başladı sonbahar yağmurları gibi Tanıştıkları banka gider otururdu Mavi gökyüzünü arar Karşı bankta Otururken büyüyen bir nefret bulurdu Şiddet büyüdü Hüznün yüzü oldu Eylül Sonbaharı her mevsim yaşadı Her mevsim yaprak döktü sevdası Her mevsim ıslak bir ay yaşadı, eylül Ne eve gitmek, ne evden çıkmak Ne mavi gözlere bakmak Tek düşüncesi kaçmak Ve Mavi gözlerden uzaklaşmak Çaresizliğin içinde Hüzün çöktü yüzüne Pişmanlığın gözyaşlarıydı içine akan Ne kadife ses geliyordu kulağına Ne de mavi renk görünüyordu gözlerine Uçurumlara gitti kurtulsun diye Hep inancı tutup çıkardı O güzelim Eylül gitmişti Artık hayattan bıkmış, yorgun Bir kadın vardı Gezerken uçurumların kenarında Biri geldi yanına Ne bank vardı ne mavi göz Şaşırdı Eylül İçtenlik vardı gözlerin ardında Hüznün yüzü Eylül Renklendi, canlandı Heyecanlandı tekrar Evliliği yürümeyecekti Anladı Boşandılar tek celsede Tekrar evlendi Eylül Mutluluğu buldu bulamadığı Neşeyi yaşadı Her akşam yatağında bir gül Ne gözün mavisi gerekir insana Ne saçın sarısı Ne ses kadife olsun Ne de göz kara Mutluluk yoksa gece yarısı İçtenlik gelince Gülümsüyordu artık Eylül Huzuru vardı Yeşermişti yapraklar artık Her yıl bir defa yaşanıyordu aylardan eylül

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.