Bekçi

V Vedat Koparan Vedat Koparan
0 Altın Yaprak
Hangi Uyanışın Sancıydı Bu Geceden Sağılan Sarımsı Kara Zifir Yarım Yamalak Bir Uykusuzluğun Sanrısında Bre Hey Karanlığın Savunucusu Yaşam Harmanında Veren El Olmuyorsun Bari Çalan El Olma Cihan için gün telefonun çalmasıyla başlamıştı ablasıydı arayan, bir an önce bize gel enişten bekçilik işi bulmuş oraya gideceksiniz diyordu, olur diyerek umutla aceleci bir şekilde giyinip doğru düzgün kahvaltı etmeden eşine hoşça kal diyerek yola koyulur. Ablasının evi yakındadır kısa sürede ablasına varır. Onlarda kahvaltı ediyorlarken oda buyur edilir bir bardak çay ister ve gelen çayı içene kadar kahvaltı faslı kısa sürüp bitmiştir. Ablasına hoşça kal denilerek eniştesiyle yola koyulurlar. İki araçla ulaşılır istasyon arkasında gidilmesi gerekilen yere. Temel atmak için arsanın ortası oyulmuş önceden var olan bahçeli ev yıkılmış, kalan ise bir odunluk ve çardak kısmıydı bir kaç ağaçla birlikte. Arsanın karşısı ve iki yanı evlerle dolu idi ne anılar kalmıştı ne anıların sahipleri, ortalıkta sadece binayı alan müteahhit ve ortağı kayınçosu vardı. Eniştesi onlarla konuşup onu tanıştırıp ne yapması gerekenlerin bilgisini ve çalışma düzenlerini anlatır bu işi küçük ortak üstlenmiştir. Asgari ücret vereceklerini, sigorta yapacaklarını gece ve gündüz inşaat alanında bulunacağını(ne tuvaletin ne yıkanmanın olmadığı basık tavanlı inşaat tahtalarından sedir benzeri bir şeyin üzerinde koca kütüklerle bir arada) odunlukta yatacağını söyler. Cihan boyun eğişini suskun bir ırmak gibi kabullenişini peki diyerek belirtir. Bir yandan da aklında durumu değerlendirir ya sabır diyerek iç geçirir. Başlar işe koyulmaya o arada açıkta kalan izinsiz su borusunu görünen kısımlarını kürekle toprak alarak örter. O sırada küçük ortak gelir onu az ilerde kendi yaptıkları yeni on katlı bir binaya götürür, orada inşaatla ilgili alet edevatı birlikte bir köşeye dizip düzenleyerek üzerlerini naylonlarla örterler, ardından binanın bodrumuna giderler, oradaki fayansları düzenlerler kırıkları ve yerlerdeki tozu pisliği ona süpürttürür çöpleri çöp bidonuna attırır. Öğlen dinlencesi gelmiş azığı ile küçük ortak biraz peynir birkaç haşlanmış yumurta biraz zeytinle gazeteden sofra bezi yaparak armut ağacının altına meysiz çilingiri kurarlar, karınlarını karıncalarla uçuşan böceklerin arkadaşlığı eşliğinde doyururlar, kaçak çekilmiş olan su hortumundan sularını da içerler. Yaşanan bu birkaç saatlik bekçilik serüveni hiç hoşuna gitmemiş içerlemiştir. Üstelik bir ayda alacağı 450 lira, ev kirasına vereceği 300 lira paradan sonra elinde pek bir şey ifade etmeyecektir de. Birde iki araçla iş yerine gelirken iki araçla evine döneceğinden günde nerede ise 6 lira yol gideri olacaktır. Üstelik çalışma alanı tuvalet gereksinmesini bile karşılayamayacak bir ortamda hiçte sağlıklı değildi. Ortalık sakin ve sıcaktı, küçük patron görünürde yoktur, arsanın bitişiğinde ki komşu eve gidip yaşlı adama anahtarı bırakıp iş sahiplerine vermesini söyleyerek oradan hışımla benliğindeki isyanla şimşek rüzgârıyla şişen öfke bulutlarını toplarcasına uzaklaşır. Hatırımı Soruyorsun Sağ Ol Dostum Ülkeden Berbatım Daha Nasıl Olsun Kavururken Güneş Topuk Uçlarında İşsiz Kulvarlarda Koşup Durmuşum Akşam olunca midesi tuhaflaşıp barsakları anormalleşerek on beş gün ishal olmanın sıkıntısını yaşar. Kapitalizmde ücretli köle olmanın her işe koşulmak olduğunu bilmesine karşın kabullenemediğinin iç geçirişini kimseye anlatamaz, kimsede anlamaya çalışmaz hep söylenen boyun eğmesidir. Yollarında Ne Çok Volta Vurmuşum Koşumsuz Günlerde Kaybolmuşum Kara Sular İndikçe İnatçı Ayaklarıma Ali Dağından İsyanımı Savurmuşum Teslim Olmamıştı Ne Zindanda Ne Dışarıda Bir Direnmek Kalmıştı Açlığa Mahkûm Boynunda Halk Sevdalısı Lalesiyle Bir Prangalı… Bizlerinde Söyleyecek Sözü Olmalıdır Mutlaka Sana Zulmedene Sakın Ola Öbür Yanağını Uzatma Sen Her Ne Olursan Ol Ben İsa Değilim A Canım Lütfen Kusura Bakma Yalana Yanlışa Düşüp Kanma Yaşam Dayanışmanın, Sınıf Kardeşliğinin Duvarını Örün Diyordu Örün, En Sert Rüzgârlar Ancak Öyle Karşılanır, Birer Birer Kalınırsak Bir Başımıza, Yıkılırdı Her Bir Ağaç, İnsan Ormanımız Fakir Kalır Yanardı İnsanımız Kül Olur Savrulur Tutunamazdı En Azgın Fırtınalara Vahasız Sahra Gülü Olurdu Yabanlar Arasında. Bu Nasıl Bir Çelişki Hey Yarım Aklım Dur Yerinde Bak Hep Ağlıyor Nehirlerimiz Soldurulmakta Mavilerimiz Kaç Acı Büyür O Minik Ezgin Sevecen Yüreklerimizde Biliriz Gün Şafağın Ardında Güler Elbet Bizimde Yüzlerimiz Bitmedi

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.