hafızadır! benim aklıma beladır! gözlerini gördüm…
13 Eylül 1964 yılında Adana’da doğdu. Afşin Lisesi mezunu (1983) . Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi (1987) . İlk şiiri 1984 yılında Yaba Öykü dergisinde yayınlandı. Felsefe, eleştiri, poetika yazılarıyla da tanınan Kayıran’ın, şiir ve yazıları, 1989’dan itibaren Sombahar, Adam Sanat, Hürriyet Gösteri, Varlık, Ludingirra, Defter, Virgül, Kitap-lık, Birikim, Toplum ve Bilim, Yasakmeyve, Cumhuriyet Kitap gibi birçok dergide yayınlandı. Cumhuriyet Gazetesi’ne ‘felsefe’ eki; Hürriyet Gösteri ve Varlık dergilerine şiir, eleştiri ve felsefe konularında birçok ‘dosya’ hazırladı. Bir süredir Radikal Kitap ekinde şiir ve felsefe kitapları hakkında tanıtım yazıları yazmaktadır. Kayıran evli ve bir kızı var. İdeoloji ve dünya görüşüne karşı felsefi şiir poetikasını savundu. Şiirlerinde, insanı, çıkmaz ve problem karşısındaki tek başınalığı ile kaybolma halinde göstermek, poetikasının temelini oluşturmaktadır.
Şiir
- Hayaline Firar Edemeyenlerin Efsunu (1997)
- Beni Hiç Göremezsin (2004)
- Çalgın (2006)
Poetika/Eleştiri
- Felsefi Şiir / Tinsel Poetika, eleştiri (2007)
- Kritiğin Toprağında, eleştiri (2011)
Ödülleri
- 9. Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü (2005) , (Beni Hiç Göremezsin adlı şiir kitabıyla)
- Memet Fuat Eleştiri Ödülü, (2011) , (Kritiğin Toprağında adlı kitabıyla)
Yücel Kayıran şiirleri
muslukta su var, akar.. biliyorum kalemde mürekkep.. yazar benim aklımda ne var ki Necati akşam cümle cümle iniyor kalbime…
Yetmiyor artık o kimyasal büyü içimdeki buzula yapışıp kalmış ruhumu yeniden uçurmaya Sokaklara çıkınca kalbimin titreyişine bir kılıf gibi geçirdiğim yüzümün cesaretine…
gökyüzünde patladı ampul! sahile doğru iniyordum dalgaların dağılırken köpüklendiğini gördüm…
hu diyecektim, hu duy ve eksilt sesimi, fü demişim meğer kar yağıyormuş…
yüzümdeki leke arzu güneşinden hatıra sesimdeki girdap içimden sökülen kökdala…
Yağmur yağıyordu, sonra eve döndüm kendimi dışarıya bırakmakla perişan zamanın harf harf düşmesine baktım göğün morarmış yüzüyle bel vermesine…
Çözülüyor ruhundaki sıva, dökülüyor duvar derin bir oyuk açılıyor içindeki mağarada yıkılıyor kalbini koruyan oda, oradaki vaha…
Dil kapalıydı kendimi ifade için sözden yazıya döndüm rüyama giren hayale ruhumdan bir tüneli kazmak için…