Son çırağı ben idim ortasında yedi göbek çınarı sulayarak büyüten arastanın…
1969 tarihinde Erzincan'da doğdu. İlk ve örta öğrenimini Erzincan'da tamamladı. Erzurum Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi Tarih Bölümünü bitirdi. İstanbul'da gazetecilik ve öğretmenlik yaptı. Dergâh dergisinde şiirleri, Merdiven dergisinde ve Akit gazetesinde poetik yazıları yayınlandı.
Şiirleri
- Arastanın Son Çırağı (1999)
- Naz Bitti (2001)
Hikâyeleri
- Sur Kenti Hikayeleri (2004)
Denemeleri
- Ceviz Sandıklar Ve Para Kasaları (2002)
Ali Ayçil şiirleri
Açılırda şafak defteri kalın divitler düşer ince yapraklarına gün başlar akreplerde çırak tedirginliği bir ayağı uçuruma uyanır…
Çoğumuz, babamız henüz hayattayken onun yüzüne bir kere bile dikkatle bakmayız. Baba, “baba” demeye başladığımız günden itibaren sürekli karşımızda duran bir alışkanlıktır. Yıllarc…
Kendimi üflüyorum kendi cansız közümden bir kır dumanı gibi bitkin bir ırmak gibi kendime sokularak kalk diyorum dünya bir yanardağla öpüşüyor uzaklaş Oysa bende açılan sakin bir d…
Üstümde biçilmiş ekinlerin kokusu beni mahsul sanıyor üstümde uçan kuşlar. Oysa “yaz bitmiş yazıt bırakmaksızın,” düşmüş kantarların dili oturmuş güzü ayıklıyor akrabam çıplak çalı…
Gelen kim böyle yekten? hurucunda takım taklavat…
Ben bu iskelenin süryanisiyim giden gider bana kalır güneşin kızıllığı herkesi uğurlayan o uğurlanmaz hüzün…
Şair ölünce dostları Çırpılmış ağaç gibi beklediler başında Keşke bir taşlık olsaydı da şu kendinden yetimi Götürüp üzerine uzatsaydık, dediler…
I. Evin dantel işleyeni uyanıyor kına ve kuş sesiyle hafifletiyor şilteleri göğe bir ferahlık yayılıyor aralandıkça…
Gitti son ulak;gözü titrek bir mühür gibi hurucunda taşıyarak şehrin çarşılarında bingün bir arya…
Kalbinin durağında eyleşmeden geçiver verimli kuluçkada peydahlanan balçığın tahammülsüz atların sırtına bindirildi…
Hem yaralı hem yakını bir yaralının kırıldı kuş sesinden direkleri dünyanın, kaldım eşikte sübyan kaldım cümle ovayla temmuzun köklerinde, yaşlanmış ağaçlara dert oldum. Kimi görse…
Eskiden dünyada, görünüşte dağınık ama iç dünyaları derli toplu insanlar vardı. Oysa şimdikilerin dış görünüşleri derli toplu ama iç dünyaları dağınık. İnsansız kaldığımızda ruhum…
Ne etsem berabere bitmedi o yılgın maç Herkes bende kalanı küçük bir sıyrık sanır Sen aklıma düştükçe içim nasıl izdiham Terkedilmiş bir evin ilk günü kadar ağır.
Geçiyor üstünden gözucuyla görkemli yurtlukların,yapma bahçelerin bir alım uçuşunda,bir alay; sanki ovalar titreten kumandanı cemşid'in…
15 / 21 gösteriliyor