Acı`nın Tarihi
A Ali Koç
0
Altın Yaprak
Kalem kırıldı
Yürek yen içinde kaldı...
Artık yokluğunda makyajı akmış fahişe gibi değersiz hayat!
Tek sığınağı toprak olan bedenin notları...
Karıncanın ayak izlerinden daha sessiz çölleşirken kelimelerim
Yalınayak bir rüzgâr kelepçeler dua narkozlarında açılan ellerimi
Siyah bir pazar gecesi bir iç çekişlik nefesim varken yırtmacına Dünya`nın
Küflenmiş nikotin kokusu gibi olur düşlerle kefenlenmiş ruhun azabı
En sevdiğim hücreme dolar korku dolu nazarlar!
Ölüyorum gözlerini aç!
Azrail`in ihanetine kapıyorum gözlerimi
Ölülerin sustuğu bir mahşer düşlüyorum yalnızlığıma
Masalların bile mutlu sonların silindiği
Sonu yazılmayan aşk öykülerinde arıyorum huzuru
Nefes almayı unutuyorum! Gözlerinle ölmediğimi ispat et...
Acıyı ve hüznü gözlerine satan tarihimin
Etten ibaret benliğinde ruhsuz savuruyorum feryadımı
Kalbin ücra köşelerinde gizlediğim ikincil çoğul kişiliğimde
Sözlerinden kalan bütün yaralarım kanıyor
Başını dik tut heyhat! İncinmesin gururu yalnızlığın...
Cümlelerimin dilsizliğinde gözlerime dokununca kalem
Geceye dudaklarımdan düşen umut iniltileri
Yüreğimi dilimlediğim sevdanın avlusunda yorgunlar
Hoyrat kullanılan zamanın kursağında kalmış bakir ağıtlarım
Sisli gecelerin rutubetli mahpusunda ahraz!
Savun hüküm giymiş dilimi...
Pimi çekilmiş gökyüzünün matem kokan cesedinde
Saçlarıma düşen kanlı yıldızın dileğinde tutuyorum sevdayı
Cebimde duran kefenime sinmiş sen kokulu intiharın gölgesinde
Nadasa bıraktığın dudaklarımdan düşüyor geceye iman
Bir çığlığa dönüyor susuşlarım!
Yüreğinin sesini aç...
Bir birini tamamlamayan iki hayat gibiydik
Senin ela gözlerin ve benimdi uzun kirpiklerim
Sen Dünyana kahraman yapacak çok ben bulabilirsin
Ama ben dünyasına sığınamayacağım sen`den sonra...
Acının tarihinin...
Kan ve kaleme and olsun ki
Yüzüne bakmayacağım ihtiyar küre
Sesimi duyma...
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş