Soy Ağacı
E
0
Altın Yaprak
dün bugünde saklı
yarın ayakta kalanların olacak
ve iki binli yıllarda
yani beş buçuk milyar insanla birlikte
benim de öylesine yaşadığım yüzyıl
sarı saçlı bir arkeolog görünür
genç bir bilim insanı
büyük büyük dedesinin kafatasını
nazikçe çekip aldığında raftan
yanında duran öz torununa uzatır
hala o köyde yaşar,
yaşlı, şaşkın izlerle dolu
parmakları dokunduğunda kuru kemiğe
dün ölmüş gibi o büyük, büyük dedesi
tutamadı kendini, gözyaşı damladı gözünden
bir şeyler geçirdiyse de içinden
takıldı kaldı boğazına, söyleyemedi
tam üç bin yıl öncesine uzanan
o soy ağacından kalma sade bir halka
ve bu topraklarda hala
kafasından aldığı darbede öldüğünü
söylüyor DNA testi
büyük, büyük dedesine bakıp
uzamış beyaz sakalın üstüne
gözyaşlarını bırakıyor torunu
ve iki binlerde
savaş suçları mahkemesi yargılıyor hala
it gibi üreyen savaş suçlularını
barışa hasret Ortadoğu'da
sıra dağları aşan ağıtlar yükseliyor hala
duyan, duymazdan gelir
Ortadoğu kan içinde
kim diyebilir ki, bugün
'faili meçhul' cinayetlerle, dün
ortadan kaldırılanların torunları
yarın dikilmez diye karşılarına
işte bitkinin gözü
ne fırtına, ne yağmur görmüş
ne patlayan kızıl dağlar, taşkın sular…
ne bombalar, tanklar… kararan gökyüzü
hala görür gözü
kör kurşun gördüm, kör bıçak gördüm
kör ve nankör insanlar gördüm
kaç iklim dolaştım, kör bitki görmedim
su, hava ve güneş
ve bir karış da toprak oldu mu
uzatır da uzatır ömrünü
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş