Kül K E S T İ M
E Esra Kaya
0
Golden Leaf
kül k e s t i m /
ölüme ürkek bakan gözlerde gör beni
dibinde en dibinde
yufka bağrım kabardıkça katmerleşen acılarım var
gayet memnun hayatından
hali vakti yerinde küflenmedi / paslanmadı
beş para etmez hüznü kazan anılarım
efsaneler dar odacıklarında yaşar kalbimin
üzülme deme bana sakın deme
vedalar bu gece kahve değil gözlerimde
beyaz saksılardan kara toprağa diktiğim
güller gibi kan rengi
üzülme deme bana sakın deme daha çok üzülüyorum
ne zaman dokunsam ateşe daha çok üşüyor
daha çok düşüyorum çıktıkça merdivenleri
artık hayra yormaz olum huzurlu gördüğüm rüyaları da
bir avuç fanus da daralıyor koca okyanus yüreğim
eziyet mi / meziyet mi bu ey aynalar
neden yüzüme solgun dalgın bakarsınız
ateşin nar közünden aldım kızgın derimi
ha deyince dile gelmiyor söylenmiyor da
"nerden" diye sormayın bu kabir suali
şahrem şahrem yarıldı bağrım ah! ...
gün ışığından yoksun soldu saray menekşeleri
şefkat yoksunu yıllarca dolaştım aç biilâç
çıkıp ta gelse ağababası /
gökten zembille inse kâr eder mi aşk
izleri geçmedi sırtımda hala
sararmadı boy üstüne boy salan
bazen de yeşile çalan hançer çiçeklerim var benim
düşünme deme bana sakın deme
daha çok düşünüyorum
düşündükçe çocuklar gibi titriyor dudaklarım
çocuklar gibi ayaz değmeden üşüyorum…
kül k e s t i m /
ölümü hüzne yazan ellerde gör beni
derinde çok derinde
ırkı belli olmayan asırlık mumyalarım var
darağacında ipler asmaz / hançerler kesmez onu
benden sağlam erimedi / çürümedi yüreğimin içinde
bini bir paraya değmez kırgınlıklarım
ben kan kızılı güller dikiyorum geceye
üzülme deme bana sakın deme
güzergahını bilmediğim sıradanlıktayım
dört başını istemezdim
keşke bir başı mamur olabilseydi hayat
üzülme deme bana sakın deme daha çok üzülüyorum
oysa ki dağlar baktıkça korkardı
aşkımın kar yüklü heybetinden
evliya otları adından utanırdı
bendeki sabır otlarının üzerinde gezinen kurtlardan
şimdi dört nala hüzün kırbaçlıyorum
çekilin önümden ezilmeyin ey!
kumlar ülkesinde tozu dumana katıyorum
"neden" diye sormayın bu kabir suali
şahrem şahrem yarıldı bağrım ah! ...
fırtınalı bir gecede sessiz boğuldu deniz menekşeleri
huzur yoksunu yıllarca dolaştım aç biilâç
çıkıp ta gelse ağababası /
gökten zembille inse kâr eder mi aşk
iyileşmedi ciğerlerimde hala kan irin akan
öbek öbek şark çıbanlarım var benim
düşünme deme bana sakın deme
daha çok düşünüyorum
düşündükçe ceylanlar gibi irkiliyor yüreğim
ceylanlar gibi kuytularda ölüyorum…
kül k e s t i m /
ölüme hızla koşan ruhlarda gör beni
özümde ta özümde
kanayan denizlerin göz yaşları var
hiç bir ceddimde yok vefasızlık
bak sana dair çatlamış ellerimden filizler yeşeriyor
biçare adımlarım yürüdüğüm yoldur çaresizlik
üç kuruş etmez boşa harcadığım yıllarım
üzülme deme bana sakın deme
sıkılmıyorum utanmıyorum virane yüreğimden
evet,el pençe divan kemiklerim yandı çöl yokluğunda
türbegâhında bir bir eriyen
mumların günahlarıdır beni uyutmayan
üzülme deme bana sakın deme daha çok üzülüyorum
taçsız kralın erguvan kokulu ülkesinden ayrılışı bu
tüm mağlubiyetleri surların arkasında bırakarak
adam akıllı olmasa da yarım yamalak yaşıyorum
yaşıyorum da "da" sı var işte koşamıyorum
" niçin " diye sormayın bu kabir suali
şahrem şahrem yarıldı bağrım ah! ...
ayak altında ezilince soldu Cezayir menekşeleri
güven yoksunu yıllarca dolaştım aç biilâç
çıkıp ta gelse ağababası /
gökten zembille inse kâr eder mi aşk
iyileşmedi gönül bahçemde hala
söktükçe köklerinden biten
yılanyastığı kuşkularım var benim
düşünme deme bana sakın deme
daha çok düşünüyorum
düşündükçe yapraklar gibi savruluyor tenim
yaprak gibi dökülüp gazel gibi yanıyorum...
bilki..
canım iki parçadır benim yarısı kayıp olsa da yarısı senin
üzgünüm gidiyorum
" nereye " diye sorma bu kabir suali
Kül k e s t i m
seni benim kadar seven / gözlerde gör beni
Add a translation of this poem ·
Rate this poem
Not rated yet