yüreğinin kilitli kapılarında bin yıllık tutsaktım küflendim/çürüdüm hangi anahtarı alsam elime yanıldım kanadım kırıldı(m)…
1964'de İzmir-Kiraz'da doğdum. 1986 Yılında AÜ Kazım Karabekir Egitim Fakültesi Ağrı Eğitim Yüksek okulunu bitirdim. 2000 yılında AÜ AÖF Lisans tamamlama'da 'Türkçe' eğitimi aldım. 1986 yılında öğretmenliğe başladım. O günden bu yana öğreterek öğreniyorum. Halen, İzmir Kiraz'da, Hüseyin Sarı İltköğretim Okulu'nda müdür yardımcısı olarak çalışmaktayım. Yazın sanatına ilgim 1980'li yıllarda şiirle başladı. Şiirlerim 'Yaba', 'Karşı', 'Kıyı', 'Şiir Ülkesi', 'Güneş', 'Çalı', 'Öğretmen Dünyası' gibi dergilerde yayımlandı. 1987 yılında 'Yenice Gazetesi'nin düzenlemiş olduğu Sabri Akay Şiir yarışmasında 'Yüz Liralık Çocukluk' adlı şiirimle mansiyon aldım. Şiirin yanı sıra öykü denemelerim de bulunmakta. Ayrıca yöremdeki 'Küçük Menderes' gazetesinde arada bir güncel konularda yazı da yazıyorum. Evliyim. Özgün Eylem ve Başak Türkü adında iki canavarım var.
- Erik Ağacı Olmak İsteyen Çocuk- Öğretmen Dünyası Yayınları -2004
Eşref Karadağ şiirleri
çırpınırken dünya kahırlı yörüngesinde kendi rotasının yolsuzuydu günler kendi kervansızlığının ıssızı bulup bulup yitirilen yaşamlar…
yitirilmiş bir sevda kanıyor ince ince zamanın dipnotlarında belki küçük bir kız çocuğu korkularını gözlerinde (s)aklayan…
soluk benizli sabahlarda büyüttüm umudumu akşamdan hazır bir seferi gibi başımda kırlangıçlar çığlıkla bu ilk yolculuğumdu / çocukluğumdu…
çok masalım vardı çocukluğuma küskün biraz dedemdi elleri buzdan elektriksiz köyler hüznünde/unutulmuş yitik bir kuşak/durmuş bir saatti…
yataklık ederken yüreğim kışlara çok kaçışlara gözcülük ettim çok öldürüldüm ben/gariptir hiç bir faili meçhul tutanağında geçmedi adım…
ayrı ayrı yaşarız insan siluetleriyle günü ve geceyi ömrümüz çürürken en narin yerinden…
türkülere sığınmış mülteci bir hüzünüm ne duyan var çığlığımı / verem uykularda ne bir dudak izi çatlamış sazımda yağmalanmış / harami pusularda…
silin gözlerinizdeki buğuları suskularımda sızlayan aynalar köşelerde buluşan duvarlar…
fransız klasiği aşklara öykünüp yellerine karanfil kokusu dolanmış baharlar bekledin gelecekten…
I iğnenin gözünden geçirdim bütün imgeleri dikmek için şiirimle hayatın…
beyaza dokundum ilkin bir yalnızlık bir üşüme düştü dilime bıraksalar kopuverecektim…
ben bir filistinli çocuğum kavgamın gölgesi düştü sevdamın üstüne yaşlandım anne umutlarım gazze şeridinde vuruldu…
uzun olur geceleri savruk sevdaların tüm saatler küskün/soluksuz uykular grevdedir horozlar yorgun hangi yana dönsen duvar…
ne kadar ıssız yaşam ölüm ne kadar yakınımızda dilsiz tanıklarıyız uzun metrajlı cinayetlerin…
15 / 36 gösteriliyor