Gidiyorum
F Ferhat Gülsün
0
Altın Yaprak
-sondan bir önce iç döküş-
ilk an…
nefesin sese değdiği ilk gülüş
ilk kayboluş yeni bir sokağın şafağında
düşlerimden sıyrıldım da geldim
eskiye dair bir kaç söz üşüdü dilimin ucunda
sayfalarını çevirdim yüreğinin
her cümlen çocuk sesinde mutlu saklambaç oyunu
günlerden kasımdı
kaldırımda yürüyordu cesedim
sen geldin…güneşi öğrendim…
kapı önümde adresini şaşırmış bir heyecan
umut çeldi aklımı,aklım düşe kalka oynarken
gözyaşı ekiyordu gözlerime her sebep
yalnızlığım ayaza kesik
kan içindeydi ruhumun seheri
bir merhaba dedin…gülmeyi öğrendim…
sonra…
adımlarını saydım gelişin
sığmadı dar vakitlere ne sesim ne de sessizliğim
zulamda birkaç acı ağlıyordu
yanındaydı huzur
yüzünde gülen yüzümü sobeledim
sen perdeyi açtın…sevmeyi öğrendim…
bütün boşluklarını doldurdun hayatın
bir armağan gibi düştü sesin yarama
sevginle suladım o talan bahçeyi
gülüşüne mavi güller besledim
gece mum gibi eridi kendi gölgesinde
sen ninni söyledin…uyumayı öğrendim…
sabahı içtim kavuşma telaşında
dilimde senli şiirler biriktirdim
hep bir gün ortası böldü zamanı
aç kaldım,üşüdüm…
demli bir çaydı hasretim
sen bir şarkılık gittin…gitmeleri öğrendim…
memleketten ıslık sesleri geldi
uzağına düştü izlerim
kar düştü gülüşe
gözyaşı aktı gözlerimiz tuz denizi
son sahnede elinde kaldı ellerim
göğsümde sancılı fotoğraf
sen hoşça kal dedin…ayrılığı öğrendim…
düş saldım pencerene
kapına gün gibi düştü yokluğum
yokluğuna uçurumlar ekledim
sakladım kendimi güz sarısı masala
çok şiir geçmedi eskidim
sen perdeyi örttün…yalnızlığı öğrendim…
koparıp kendimi acının sayfasından sana koştum
değişmişti oysa bütün adreslerim
ve bıraktığım gibi değildi artık gözlerim
yoktun…
eskiden kalma soğuk bir şehir
güneşine küs sabah
gül şubat yalnızlığında
bir daha hiç renk vermedi bahçelerim
sen sırtını döndün…geri dönmemeleri öğrendim…
siyaha inat maviydi bütün sevgiler
yürüdüm acının üstüne
seni kimsesizliğin başucunda bekledim
gitmelere sustu her geliş
nefes kadar yakındı artık her terk ediş
dost diye geceye kırık ninniler söyledim
sen baharı unuttun…sitemi öğrendim…
sen olmayan bir sana takıldı aklım
ruhum kırmızıdan bozma pembe
kapında söz dilenen o mutlu yüz ben değildim
hiç gelmeyeceksin gibi üşüdü ardından sokak
dinmedi sarhoşluğum…
sen çok şarkılık gittin…çaresizliği öğrendim…
sonra…
kayıp bir düştüm göz ucunda
gidişini gelişimle çareledim
cevapsız bir sorunun noktasında kıvrandı yürek
sabır ekledim biten her cümleye
ağlamadım ama gülmedim
bildiklerine saydım bütün bilmediklerimi
sen bir resim çizdin…ölüp de yaşamayı öğrendim…
bırakıp kendimi sana kendimin dışına gittim
her gün düş batımı
her düş gün doğumu
ayrılığa mektup düğümledim
istanbul oldum sesinin çıkmazında
sessizliğine sevgimi yükledim
hem kalandım hem giden
en ıslak sayfasıydım o mutlu beldenin
can düşürdü uykuma merhaba
sen bir gül dedin…sevilmeyi öğrendim…
şimdi…
yalnızlık arifesinde ağustos
avucumda sakladığın gülüşündeyim
bilirim sen çok sevdin…
ve ben yetinmeyi öğrendim…
mavilerini bıraktım sana
sol cebinde yüreğim
suya hasret toprak
elinde mutlu bir kozalak
aklında tut beni
özleyeceğim
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş