Kozanın Esenlemesi YaŞamı
G Gürkal Gençay
0
Altın Yaprak
bugün annemin hastanedeki
on dokuzuncu günü.
..ve sabah;
sokak kedilerinin susuzluklarının üstüne,
bir sarışın fırtınayla
güneş olup yağmakta.
..ve ben;
hastane kapısı önünde
bir cıgaranın daha molasında.
..ve hayat;
mahmurluğumun
ve yeşertmeye çalıştığım umudun içinden
şımarık bir çocuk gibi
hızla akmakta.
işçiler, memurlar, aylaklar,
şık giyimli beyler, hanımlar,
makine uğultuları,
motor sesleri,
arabalar,
ve ağaçlar,
ve kalabalığın içinden çıkagelen
ben yaşlarda bir yoksul adam
ama gözleri ihtiyar.
..önümde duruyordu.
bakışını bakışımdan saklayarak
bir cıgara istiyordu.
biraz mahcup, biraz ürkek
karşılaşacağı tepkinin
bilinmezliğinden olsa gerek
“-bana bir sigara verir misin?” diyordu.
(belli ki bu işler onun işi değil)
ve ben geceden sabaha
paketin hakkından gelmişim oysa.
iki dal cıgaram kalmış
(az veren candan)
ikisini de veriyorum.
(bende olanın hepsini)
itirazsız alıyor paketi
sesinde bir telaşlı sevincin tınısı,
başının üzerinde
gökkuşağı kanatlı kuşlar...
..dualar ediyordu.
“allah senden razı olsun!”
“allah ne muradın varsa versin!”
ve buna benzer yakarılar.
bu ne anlaşılmaz bir yokluktu.
yaşamın öznesini anlamsızlaştıran
bu ne korkunç yoksulluktu;
insanın içini
bir paslı jilet gibi kesen
bu sevinç,
iki dal cıgaraya sığan
bu ne çelişkili bir oyundu.
yukarıda annem,
bir bıçağın sırtında yürüyordu.
yoksul adam hızla geçip gitti
cıgaramın dumanı içinden.
önce gölgesi,
sonra sesi yitti kör sağırlığın içinde.
oysa umurumda bile değildi
ellerime bıraktığı hiçbir yakarı,
hiçbir dua;
benim o taraklarda bezim yoktu.
güneş yağıyordu hala çisil çisil
sokak kedilerinin açlıklarının üstüne.
yaprak rengi bir kelebek
geçip annemin penceresinden,
uçtu,
uçtu,
uçtu,
gelip omuzuma kondu.
14.Haziran.2004-İstanbul
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş