Yokluğunun Güncesi 2

H Hazal Gürsoy
0 Altın Yaprak
Yine yokluğunu ağır bir yük gibi sırtımda taşıyorum. Boğazımda düğümlenen, gözlerimden akıtamadığım, hıçkırıklarımın tek sebebi sen… Bir yumruk gibi çarpıyor göğsüme, hala gözümde titreyen bakışların… Tek umudum yollardan bile vazgeçiyorum artık. Hayat bensiz akıyor. Sadece sürüklenenim ben… Sensiz anlamsızlığımın tek anlamı, aşk… Ve ben, beni anlamsızlığa sürükleyen bu şeyin esaretinde, göğsüme vurulan pas tutmuş zincirlerin altında, göğsümün olağan inip kalkışına izin verilmemesine rağmen kokunu solumaya çalışıyorum. Bir kara perde önünde oynanan bin bir kişiliğini seyrederken kendimden bin kez nefret edip, sana inanamamakla beraber her bir gülüşüne defalarca aşık oluyorum. Sözün bittiği kelimelerin anlamlarından çıkıp umarsızca, sonsuz denizimde yakamozlara kapılıp dans ettiği yerdeyim. Gülüşlerini arıyorum. Ve güneşin doğacağı ana kadar ay ışığıyla konuşup seni sana anlatıyorum. Koynumdan kalıp gitmeden, tan vakti, hayalinle uykuya dalıyorum. Güneş eritiyor seni avuçlarımda. Geceyi bekliyorum… Her gece kanım çekiliyor, yudum yudum kanımı içen yine sensin

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.