Hurûfî Melâl

İ İhsan Deniz İhsan Deniz
0 Altın Yaprak
Senin artık gülmekten vazgeçtiğin gün topladım bu hurûfât tozlarını. Gözlerindeki ışığa yeniden dokundum,rutubetli sabrını yarıladım,badem çiçekleriyle tazelenen gönül bağını yağmurlu vedalara bağışladım... Ki orada, o cefa yurdunda, tüyleri su duasına çıkmış figan içinde kavrulan bir titreyiş tin sen... Habersizce varılan bu ıssız yolculukta, yüzüme üflenen siyah dakikaları sen say! Sensay, helak oluş provasında çırpınan acziyet liflerini.. O panik halinin şiddetinde gezinen kasvet ve muhabbeti... Ve artık bütün aynaları ihmal et; geri çekil ve seyret: Hangi betbaht sine tahammül gösterebilir senin göz bebeklerinle hükmettiğin bu vahşi dansa? Ruhumda doğuştan gelen bunca metalik kusuru böyle çabuk ve muntazam kim setredebilir? Bundan böyle dudakların hangi harfe kilitlenecek, son defa kalbine sensor! Ben ki, bu ummanı çoktan kuruttum! Kuru bir gül deseni gibi saçlarının huzurunda sedef seccadelere saçıldım... Dilinin oyuklarında çocukları uyandıracak başka ne kaldı diye sormayı hiç düşünmedim o tuhaf limon ağacında sudan bir sebeple sendelerken. Avucunun tiklerini her saat başı rüzgarın kumuyla ovmanın anlamı ne demeden önce, ayak bileklerine varoluş kımıltısı zerkeden sarışın heyecanına dönüp bakmayı aklımdan geçirmedim. Kederli silüetini iyiliklerle dondurdum.. Sesindeki zayiata alıştım.. Kalbimi mecalsiz bırakan kaybediş sözleriydi iki yakana bütün teferruatıyla iliştirdiğim fısıltılı dilekler. Ruhumun ihyası adına kınına sokulduğum o kadim kelimeler bile alnımın çatısına biraz olsun pey vermedi.. İyi ki bu yaşta beni kabahatli kılacak çocuksu huylarım var diyerek sürdürdüğüm sersemlik halim, giderek seni daha çok soldurmanın naçiz sıfatı olmakta gecikmedi... Çok uyumaktan sararan dişlerim için biriktirdiğim bu mayhoş lezzet, senin dumanlı susuşuna çarpan beyaz mecazi bir kokuya dönüştü. Ağlamaktan kırıldığın gibi sükûn buldu herşey.. Sonunda hayata yaptığın yas dolu teklif, irili ufaklı bir çok ham hevesi söktü aldı benden.. Günün birinde lalelerle serinlemek hayali, meçhul bir zamanın koyu karanlık girdabına sıkıştı kaldı.. Ve göğsümde yeis içinde didişen kimse için değilim ben! sayhası, senin sesinle ıslandığım her gün sanki biraz daha kabardı.. ... Nihayet bitti! Ve başladı o keten rüyanın ömrümü sızlatan hışırtısı diyebilecek kadar uzun ömürlü olmam gerekmeyecek.. Belki de o mel'un tuzağı bir daha hiç demeneyecek, mazinin ıslak teniyle nabzımı uyuşturmayacak, babaların hareli sırrını büyük bir iştahla kazıyacağım hayatın canını sıkan toplu fotoğraf albümünden.. Belki de neden sonra yanılacak hafızam.. İkiz bir harf gibi sayıklanacağım dünyanın sonunu sayıklayan o mûtena sarnıçta. Hiç kalbim kalmayacak! ..

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.