Ölüme Geç Kal

İ İsa İnan
0 Altın Yaprak
silahla sevdanın arasına girilmez Hasreti isa artık dağların taranır bir gelin saçı gibi besmelesiz hayatın önüne atılır ölümü başucu kitabı diye astım yaftama uzun istasyonlardan indi rüyalarımıza kıyamet aynı mermide patladık karanlığa hiçbir şey seni anlamak için büyümedi anla alnının ateşiyle kavrulacak dünya gece günahlarıyla büyür sen gökyüzünü sıvardın gözlerinin çamuruyla yokluğunu bir bulut sarar sensizliğe bile sesinin içinden geçilirdi ışığa karanlığın içinden dokundum yağmurlarda bıraktığın bir ize gülüşünü avuçlarıma taşıdı papatyalar ölümden başka hiçbir şey değmedi elime gölgene düşen ışığın içinde devinen ölüm töreninde buldum kendimi yollar bana vururdu yükünü içimde döllenen sığ bir zaman dudakların sıcaklığını toplar kumlardan karşılığı yoktur gülüşünün eski bir sığınak sarar yaralarımı havadan sudan ekmekten aşktan geçtim nerede kaybolduğumla değil nerede durduğumla ilgileniyordu hayat daha henüz bilmiyor kelimeler besleme bir çocuk gibi büyüdüğünü dünyanın bilmiyor kırık bir sazın içinde terleyen ustayı düşlerinde tek başına geziniyor kadın kadın ki o kadar cana yakın yoksul uykularda kendini aldatır gibi kadın ki kanayan bir satır başında gölgeleri içine çekilmiş bir kuyu dibi bu kalp seni uğurladığında menzile bakma artık geriye adımların çekilir ölüler ayaklanır içimde cehennem üzerime yürür bir dili geçmiş zaman daha anılarımla birlikte çürür acılardan iki büklüm belim aşka giden yollarda sabahlardı gençliğim sevgide bir akarsu sevdada yağmur gibi yağarım sevdim mi ölümüne sever sevmezsem yüreğinde bir mavzer gibi patlarım hücremde ateş artığıydı tüm cümleler gözlerim değdiğinde gökyüzüne utandım ağlamayı unuttum dudaklarım kaldıramadı öpüşmeyi kendimi kavgaya kurdum kaç ten kırığı düştü aynalara serçeleri yetim bir çocuğun elleriyle besle aşkın bittiği yerde kurulur ayrılık çadırı yoksul bir gramofonun ucunda inliyordu sesin ölüler ayin yapıyordu yüreğimde bir çift dinamit telaşında suskun dururken göğüslerin orada patlayıverdi içinde başıboş bir bomba parçalandı gülüşlerin gözlerin asılı kaldı duvarda ölüm yakışmazdı ki sana bir çocuğun küçük parmaklarıyla zorla tuttuğu bir fotoğrafta '' ölüme geç kal '' demiştim ya sana çok erken kandın uykulara haydi gir rüyalarıma bu şiiri daha fazla uzatma yirmi bir mayıs iki bin on / kurallara kul olmaktı hayat / günahlara kül

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.