Kısa Cuma

K Kağan İşçen Kağan İşçen
0 Altın Yaprak
istediğin şavkıydı bir öğlen güneşinin karnımız acıkınca terlemiş aydınlıkla boğuk kısa ayrılıklara bile göğüs germeye korkakken tüm varlığıyla cesaretimin imbikten geçmiş kılıcı yemin tadında sözler verirdim gülüşlerine... eski soluklanma törenleri gelir de aklıma soluksuz güzelliğine daha bir tutulur düşüşlerim bence aşk düşmektir kahverengi bir kabustan yeşil bir rüyaya bence sen çıkmazlarımın meydan okumasısın imkansıza bir hafta sonu iyimserliğiyle garip sırtıma üşüşen bu yalnızlık kokusuna rağmen bence gül şimdi yakışanıdır çocuk hallerine vuruluşuma... kanamaları temmuzlu bir hayal kırıklığındaydı bu yaşamak alışkanlığının ve seni sevmek zamanın monoton bir zamansızlığa göz kırpışıydı mecburi ölüşlerimle bileklerinin narin mazlum duruşuna üstelik kente öğlen sıcağı çöreklenirken iç yangını bol bir üzüntünün her zamanı kısa cumasında... bil seni bıraktım artık gözlerinle aldatıyorum tanrıyı... hafif tonlardaydı şuh ezgisi ayrılık hıçkırığının şeytan boy ölçüşemezdi bu oyunuyla dudaklarımın ben ne desem ağzımdan ne çıksa aslında o sendin bunu bir ben anlardım bir de pespaye yalnızlığım ve sen anlasaydın belki yalnızlık diye bir şey hiç olmazdı bil seni unuttum artık sesinle anlatıyorum sanrıyı...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.