Rüzgar
M Mükerrem Suna Varol
0
Altın Yaprak
/Dünya yuvarlak değildi evvel. Her şey bir yanılsamadan ibaretti./
Zamanın birinde gökyüzünde diğer milyarlarcasının arasında bir yıldız vardı. Hırçın bir rüzgarla çürük gövdesi dallarından ayrılan ihtiyar bir ağaç usulca rüzgardan dert yandı ona. Rüzgar cinlerinden biri koşarak geldi ve üç dilek tutu, üçü de kendisini lambadan esirgeyenden kurtulmaktan yanaydı. “Ben onu tanımıyorum bile” dedi yıldız ve ışıltılı salıncağında sallanmaya devam etti.
Bir gece yeryüzüne eğilip baktığında tatlı, ılık bir rüzgarı bir bebeğin tenine değerken, dalları okşayıp suları titretirken gördü. Titreyen sularda kendi yansımasını gördü. Dokunulmak istedi. Gökteki salıncağından usulca kopartıp ellerini, aşık olduğu tatlı rüzgar ona dokunabilsin diye, bedenini bir kiraz ağacının dallarına bıraktı. Rüzgar bebeği okşadığı gibi okşadı yıldızı, bütün gece şarkılar söyleyip dans etti etrafında.
Gün ışıyıp yıldız artık parlamadığında öfkelendi rüzgar. Bir yıldız onun için yere indiğinde, onurlandırdığı için onu, değerliydi. Ve şimdi ışıldamıyordu.
Yıldızı tutunduğu dallardan kopartıp yakındaki dereye fırlattı. Gitmek istemedi o; çakıl taşlarına, hatta derenin çamuruna tutundu. “Sen beni gerçekten seven birisin; ama şimdi kirlisin” dedi rüzgar.
Rüzgarın sözlerine kulak veren incinik yıldız, boşluklara dökülen isimsiz denizlere varsın diye bedeni, işte o derenin akıntısına bıraktı bedenini. Ve gitti.
İncinik yıldızlar boşluklara dökülmesin diye ekseni üzerinde katlandı dünya.
Ben yağmurum ve hepsini gördüm.
Tanrı yıldıza hediye olarak u n u t m a yı verdi. Yıldız geldiği yerde neden bulunduğunu hiç bilemedi.
Rüzgarı hiçbir şehir istemedi. O hep esmek zorunda kaldı.
/Ö y k ü buydu, y a z g ı da…/
I /yıldız:
emir kipinde bir rüzgardın sen
y ü c e b u y r u k
tanrılı göklerden
ben öperken bir şiiri
dudakları ışığa dönüşen
güneşin çocuğu kız
her birini örterken verimsiz ışığı ayın
kahkahalarla gülen ve kayan yıldız
/karşıma çıkmasaydı yazgıya direnen alnın
göklerimde kırgın ve yalnız
bekliyor olacaktım yine de seni/
sen…
koparan şehri temellerinden
köküne ihanet eden bir ağaç tarafından
bana şikayet edildin
ağacın çürük dalındaki dehşet
lambasını yasak vadide saklayan cin
ve senin k a r a n l ı k e l ç i l e r i n
tarafından
şikayet edildin bana
budur göklerimden gönüllü
yere inmeme sebep
seni sevdiğim için hep
çıldırtan a r d b e l l e ğ i m i
II /yağmur ve su samurları:
bir yıldız ellerinden kanlı dereye düştü
dere yıldızı çamur ateşli maden
o son şarkısını söyleyen ne güzel düştü:
a t e ş y ü k l ü ş a r a b ı m ö l ü m t ö r e n i ş a r k ı m
y ı l d ı z l ı g e c e l e r d e y i t i r e n g ö r k e m i n i
b i r y u d u m l u k a ş k ı m
binlerce su samuru hep birlikte gülüştü:
o k i u m u t ç ı r p ı s ı t u t u n a c a k d a l
d ü ş ü y o r k e n e l l e r i n d e n o y ı l d ı z ı
k o p a r t a r a k d a l l a r ı n d a n / k ı r m ı z ı
k a n a k ı t a n p a r l a k c i ğ e r l e r i n d e n
/denizin aklına bir yıldız düştü/
III /yıldız:
bir bebeğin çıngırağı usulca suya düşüyor
bir ağaç nazlı nazlı sallanıyor bayırda
şaşır rüzgar şaşır kaç kere estiğini
soluksuz tayların kuyruklarında
kırılıyor yağmursu parıltıları bir düşün
yanıltıyor bizi apansız dağların göçü
hiçbir yıldız yaşamıyor gündüzün
sen hangi iklimin sürgünüsün rüzgar
hangi düşün ürünü
bahar geldikçe büyür
tek şahidim a ş k ın kara
mühür gözleri
hadi dillendir sözlerini
hırçın titrek i l a h i
kanı tutuşturan sözlerin damarlarda
dereyi hırpalıyor ve güneşi ve ayı
hırpalıyor ellerinden dökülen o yıldızı
yıldızlara dönüşen iri gözlü kızı
ocak 2004
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş