Ömür yırtık bir resim ortasına hâr düşer Kırılır cam çerçeve sessiz ahu zâr düşer Hayatın gözlerinde safahat bir perdedir…
Yokluğun... Yüreğimde çukur Kah solumda sancı Kah başımda ağrı…
Artık gidişini seyretmiyorum Nihavent makamı şarkılarım var. Gerekmez lûtfunu arzetmiyorum Yolun açık olsun sonuna kadar.…
Çıkar ceketini asuman Ört üstüme Üşüyorum biraz nefesin gelsin Titreyip sayıklarsam…
Kapat gözlerini asuman Kaçtım yine korkularımdan... Koynumda çocukluğumdan emanet…
Bir siyahî bakış gibi Sonuna kadar dolu Ve Aç bir geceye…
Açılıyor geceden soğuk bir resim Kaldırımlarda kaypak ıslık sesleri Bir daha aklıma düşüyorsun Bir daha sus diyorum…
Bilemezdin sen Bu sevdanın bendeki acı bolluğunu Bir ömür geçse de tatmadın biliyorum Ağlayamadan, hıçkırıklara boğulmanın…
EL-VEDA nefesimin rengi Koynumda beslediğim şiirler EL-VEDA ihtiyacım var bu gitmeye Bu sesimi titreten kirli korkuya…
Gençliğim Ucuz pazarların, kör alıcısı Bu sessiz vedalar gibi çaresiz Güle düşen gözyaşı kadar…
Ellerimi sevmiyorum Eski ve yırtık geliyor bana Üstüme sinmiş laçka bir korku Sataşıyor sokak ortasında…
Ne zaman düşünsem Topukları kanayan kız çocuğun olurum! Acıtır, payıma düşen kader Susar zifiri gecenin matemi…
Kapına geldim nihan Kırılmış salıncağım Yırtık uçurtmamla geldim Eksiltmeden abartmadan…
Gecenin mahrem sinesi açılıyor Saat iki Fırat’tan coşkun akıyor gözlerim Yüreğim Kerbela’nın en kurak yeri…
Küskün bir yaraydı ömrüme musallat Çocukluğumdan kalma Elleri ayakları nasır Biraz alıngan biraz küskün…
15 / 17 gösteriliyor