Kır Belini Rüzgâr

N Nevzat Konşer
0 Altın Yaprak
Yanağı gamzeli çocuklar büyüttüm içimde, başımı dayadığım o ahşap pencereleri dirilttim, göz kırptım çatılarda ölen güneşe ve inadına uzadıkça uzadı yol... Kuzguni bir perspektif renginde çoğaldı, ayağını sürüyerek geçen yorgun insanlar... Kadınlar sağanağın camlara vuran damlalarını toplamaya çalışıyorlardı: ama olmuyordu işte, mümküne uğramıyordu arzular, kır belini rüzgâr diyordum; kır belini... otur dağdaki herhangi bir mağaranın yanı başında dinlen, kurtlar bile uğramaz sana, sen de uğrama bana! Bırak adam gibi yağsın yağmur, etekleri açılmasın minik bir kızın. Başımda esen sakin bir yel ve dilinde yoldaşlığının yemini… Saçıma el yordamıyla sürdüğü el, yüreğimi okşamaya gönül vermiş. Ben elimde kırık saz ve dilimde hicâz ortalıklarda dolaşıyorum! Ruhum çocukluğumun camlarına nişanlı ve başı bağlı bir masal perisi biraz. Ben yanağımda gamze, içimde erinç; diyar diyar geziyorum hayallerimi. Demir parmaklıkta büyüyor hüzünler, üstelik mor entari giyiyor efsun çiçekleri, bakarken bana pencereden! Sen, ey vatanı meçhul esinti, rüzgâr diyorum, ey deli rüzgâr! Gelme, istemem cümlesini nefesinin, tenimde çıldırmış ateşler var! Bırak, kendimle yanmayı seveyim Bırak, dibimde köz tutsun anılar!

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.