Yaşanmamış tarihin,münzevi vuslat rengi! Gel ki; bahar gidişi müjdenle uğurlasın Ağrılı ağıtların maşukâ kıyas dengi Varlığın göz yarası,yokluğunu yârlasın…
Nuray Alper-1983/Ankara Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu olup, TOBB Üniversitesi’nin yeni Türk Edebiyatı alanında “Bir Deneme Yazarı Olarak Mehmet Kaplan ve Düşünce Dünyası” adlı yüksek lisans tezini tamamladı. Şiir ve yazıları Hece, İtibar, Türk Edebiyatı, Edebiyat Ortamı, Ay Vakti, Bir Nokta, Şiar, Dil ve Edebiyat, Dil ve Edebiyat Akademi, Sebilürreşad, Şehrengiz gibi dergilerde yayımlandı. Eserlerine Türkiye ve Milat gazetesinde yer verildi. Şiirleri, TRT, BİLSAM, Anadolu Yazarlar Birliği gibi pek çok önemli kurum tarafından ödüle lâyık bulundu. Önce Zambakları Çaldılar Uykularımızdan adlı dosyasıyla Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) ve AKÇAĞ Yayınevi işbirliği ile gerçekleştirilen yarışmada ikincilik ödülü aldı ve ilk kitabı Akçağ yayınları tarafından basıldı. Çok sayıda okul programına, konferans, sempozyum ve şiir gecesine katıldı. 2014’ten beri Milat Gazetesi kültür sayfasında köşe yazarlığı yapmaktadır. Evli ve İbrahim Ethem ile Tarık’ın annesi. Eserleri: Önce Zambakları Çaldılar Uykularımızdan (Şiir) Akçağ Yayınları-2010 Dareyn, (Deneme) İncir Yayınları, 2016 Derya ve Meczup (Şiir), Hece Yayınları, 2022
- yazacağı en güzel şiirin çocukları olmasını diliyor.
Nuray Alper şiirleri
Gece dehlizimde bekliyor beni, Yine asude baharlara dikmişim gözlerimi. Senden kaçmanın yöntemlerini üretiyorum Öğretiyorum kendime..…
-Sana gelmek için kendimi aradığımdır- gör; nasıl yanar zaman gözlerinin nârında hıçkırığın kalbimi rüzgârıyla kuşatır…
İkindi güneşinin hicran vakti; mey'den yara… Nefesimde volta atan vicdan ağrısının, asi bir çığlık olup damarıma saplandığı demlerde…
Şiir değil bu yazgı Bir isim bulacaksan şayet Yok bu ateşin adı....…
Bir şebnem sabahında buldum seni Islak caddelerinde en güzel kokusu aşkın Benden bana yakın yıldızlar Gözlerimle kokladım sevda şiirini…
Ses/sizliğini bırakır saatler üzerime Şakaklarımda demlenir isyan Güneşi çürüten lâmbalar/avâre Çocuktum; sokaklarını görmeden önce!…
Gözlerinde hüznümün en hisli izleri var İçimde kainatın kaç tövbekâr sancısı Salınır akşamların yüzünde sessiz vakar Pervazlarımda gezer tebessüm yalancısı…
Dudakları mürekkep kokan öykünün yaralanmış şiiriyim" Kan damlar gömleğinden Yusuf'un Gönlümün hüzzam sayfalarına...…
Hüzün çiçekleri erittim koynumda Öncesi cezasıydı bana hayatın Sonra meydan okudum yıllara Gözyaşı taşırken şiirsel karalamalara…
İntiharın doğuşunda ağrılı bir düşün buğusu; C/emre düş(tü) göz bebeğime... Gecenin uçurumuna bırakılan kayıp girdap; C/emre düş(tü) sözlerime…
"Gözlerinin Doğu'sundaki Hüma'ya" -Yağmur- Nefesimde biriken uzak…
Ağrımadan ölmez can, mütebessim çehremde İncinen dualarda yârini arar efkâr Köz yağmuru yorulur elem susan sahramda Hüzzam çalar mehtabın, yağmadan sözüme kar…
Enkazın içinden toplayarak yarınlarımı Bakışlarımdaki bir avuç çocukla Mülteci mısralar bırakmaya geldim her kirpiğine Önce/sizdim...…
Desem ki: intibah çölünden geldim, Gözüme bakıp da: "Canım! ..." der misin? Ben bana muamma, kendime el'dim, "Canımda rakseden kanım! ..." der misin? ...…
15 / 41 gösteriliyor