Taş Plaklar Kırılmaz

S Sedat Kısa
0 Altın Yaprak
benim alınamamış bir tek yedinci kapım var içimdeki dehşetin boşalan zembereği seni durdurmanın tek yoluna düşer giderim konacak yer bulunamayan fotoğraflarda yoktur yerim artık arananlar listesine yazılır adım sürgün olmayı/sürgülü olmaya tercih ederim çekecek resti yoktur gezginlerin rast makamına uğrayan ezgilerin düşerken tutunamadığı tek yer melankoli neden bütün renkler tek beden artık farkındayım durup dururken gülümsemiyorum beyazı büyüyor dışımızdaki resimlerin gözlerin öpüldükçe harlanan turunç mangallar senin kimi zaman perşembe günleri hayli tanıdık kor ataşe benziyor aralayarak üzerindeki külleri kor ateşe benziyor perşembe günleri yüreğim; hayasız temmuz benim alınamamış tek kapım hangi gümrüklerden geçmedi ki namussuz ben kadını çok satan bir kitap gibi sevemem yüreğim / ağır kargom sevgi koydu her gün yaptığı işin adını sana çok meraklıyım eşzamanlara ayarlı ortak isteklerde kararlıyım herkesten sakındığım izmir neleri sevdiğini bilmekte haklıyım aşk sanal elbette büyüdükçe giysileri daralan bir kentte pekala üşüyebilir insan kalabalık yalnızlıklardan yabancı bir sözcük kendine ait olmayan alışkanlıklar edinebilir türkçe'de yapılan yanlışlıklardan aşk sanal elbette büyüdükçe giysileri daralan bir kentte en değerli şeyler bizden başka kimselerin bulamayacağı yerlere saklanır yüreğim senin saklı zeybek halin seni sevmekte çok haklıyım zeybekler/dağların yargısıyla aklanır ben sana çok meraklıyım kuğulu parktır bir havuzun düşleri açılır gözkapaklarından içine akar bu nehir dilimin ormanından sularına inen geyikler ilkin ayaklarından vurulur ağzının kıyılarında vurulur fakat uykularında şekersiz ve hep sıcak bir bardak çay tadındaki istekler tatlı berrak ve soğuk sulara kaçar alabalıklar arkamızdan boş mermi kovanı toplar bu şehir küçük sular/ pet şişelere sığar alçalanların kendilerinden büyük korkuları var yolların tükendiği yerdir sığınaklar bulanır tabii ki örselenince akarsular bulanır kimi zaman akarsu gibi adamlar düşerken bizi yalnız sevdiklerimiz tutar büyür elleri yeryüzünü kaplar birimiz azalınca artar diğer yanımız ancak bir anlam kazanır sevgiden söz açınca bileşik kaplar ten /gövdemdeki ipek gömlek kıpırdar yerinden elbet bulur kendine avunacak bir neden imbatlardan derlenen fırtınalar sen bilirsin nereye çekip gider dibi tutmayan teflon adamlar dokunmayı bilirsen pencerendeki begonyadan karadenizdeki ormana gizli bir geçit var düşerken bizi yalnız sevdiklerimiz tutar benim hala alınamamış açık duruyor yedinci kapım hileli zarların da bilmediği şeyler var bir adamı ancak kendi makamı yıkar taş plaklar kırılmaz olsa olsa kırgındır biraz üzerine çekingen ve acemi çiyler düşen bir kasımdayım tüm ağırlığımı alıyor bu erken varışlar düşüşler yap bana hiç yakışmıyor bize bu iç kanamalı duruşlar beklenmedik düşüşler yap bana kehribar saçların şimdi tam farkındayım satılacak eşyaların arasından çıkar beni biraz umut kat acılarına unut/olunca sars beni düşür gövdenin lacivert benine yüzünün sofralarına ser en uzun kışlarına kurut beni sen çok istememin ağır bedeli rehin bırak beni zamanla ödenir ürpermenin diyeti gün gelir ödeşir bizi

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.