Git ve günaha gir! dibe vur! vicdanını öldür! yok mudur diye sorma kirli yağmurlardan sonra bahar…
Gökyüzü bulutlarını terliyor, kızıl gelincikler fışkırıyor göğsümden yağmur düşlesem kan geliyor gözlerine, yeşil çayırlar âvâzlanıyor tepelerde…
Ben ki ne zaman sevsem yeşilce tonlarını şehrin ağızlarında emzik, emeklediklerini görürdüm annelerine çoktandır, kerhen savaşa yûduğum ellerim…
Hırçın bir tebessümle vuruldum alnımdan utangaç bir akşam kızıllığına döndüğünde yüzün eylüle dönüşüverdi bendeki tüm hatıralar yağmur ve çamur kokunca eteklerin…
Nevresimlere çocuk kokusu yayan gece, sivri ve topuklu papuçlarıyla kasıklarıma yürüyor ilençli bir gül kıvrılıyor kanıma, kıvırcık saçlarıyla kuşku! -yaman bir terzidir yalnızlıkt…
Ah gülleri goncalandı, açmaz oldu kapımda Titreyen mehtabın yüzüne dokunuyor ellerim İçimde ölen kuş gibi bahara özlem dudaklarında Lale solduysa, bülbül sustuysa nasıl güleyim…
Hep boğazımda durdu ve belli etti beni Hamur yoğuran kadınların ekmek kokulu elleri Sürmeli gözlerinden sonra Leyl Soyundum toprağa ve çıkardım ölüleri…
Senin de ellerin bir buket çiçeğin yakarışını ve yakan kırmızı bir kurdelanın türküsünü dinlediğinde, yavru serçelerin kucak açması gibi göğe, büyüyecek en kalabalık yanlarında sus…
Yalan yok. yakışmadı hiç çiçek taşımak yakamda. omuzlarımda binbir düşün tomurcuklu hicabından. yangınlara germek gelir içimden kanarcasına,…
Kocamış gözlerimizde volta atarken art niyet; sağnak bir lânet olur ardımızsıra dökülür yaşamak.…