Bilmediğimiz Aşk

H Hikmet Metin Çavdar Hikmet Metin Çavdar
0 Altın Yaprak
Sokrates demiş ya: “Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir.” Ben bunu bir de işçinin nasırlı avucuna sordum, emeklinin ay sonuna bıraktığı ekmeğe, memurun maaş kuyruğunda bekleyen sabrına, işsizin cebindeki sessizliğe, gencin bavuluna doldurduğu memleket hasretine… Dediler ki: Aşk da böyleymiş usta, çözdükçe bilmece, sevdikçe daha büyük bir bilmezlik. Hayat insana aşkı boşuna vermedi. Belki aşk, insana bırakılmış en güzel bilmecedir. Bir avuç toprak, bir parça ekmek, bir de aşk. Toprağı böldük, ekmeği bölüştük, aşkı ise siyaset meydanında unuttuk. Sonra bir gün iktidar dedi ki: “Sabredin!” İşçi sabretti. “Çalışın!” İşçi çalıştı. “Büyüyoruz!” İşçi baktı; büyüyen yalnızca faturalar oldu. Maliye Bakanı hesap makinesine aşkı da yazdı: “Enflasyon yüzde şu, vergi şu kadar, emeklinin payı biraz daha sonra…” Biraz daha sonra… O “sonra” var ya, işte insanlığın en eski yalanıdır. Emekli, gençliğini devlete verdi, devlet ona yaşlılığında bir sıra verdi. Memur, hayatını takvime böldü; maaş günü geldiğinde maaş çoktan ayın ortasında öldü. İşsiz genç, CV’sini tanrılara gönderdi: “Bana bir iş verin!” Tanrılar sustu. Çünkü Olympus’ta bile torpil varmış meğer. Nikâne kuruldu işsizliğin kıyısında, aşk ile ekmek arasında. Nikâh memuru sordu: “İyi günde, kötü günde birbirinizden ayrılmayacak mısınız?” İşçi dedi: “Ben zaten kötü günde doğdum.” İktidar güldü. Muhalefet not aldı. Siyasetçi kürsüye çıktı: “Milletimizin yanındayız!” Millet baktı: “Yanımdaysan neden cebim boş?” Siyasetçi sustu. Çünkü bazı soruların cevabı yoktur; bazı cevapların da sandığı vardır. Taşlama dediğin işte burada başlar: Davul çalar meydanda, zurna çalar ekranda, nutuklar göğe yükselir ama işçinin sofrasında bir tabak eksilir. Birileri “sabır” diye şiir okur, birileri “şükür” diye türkü söyler, birileri “istikrar” diye nutuk atar. Oysa açlığın istikrarı olmaz kardeşim! İnsan her gün aynı ekmeğe aynı parayı veremiyorsa orada ekonomi değil, matematiksel bir zulüm vardır. Ve aşk… Aşk bütün bunların arasında en büyük bilmecedir. Çünkü ben işçinin alnındaki teri gördükçe aşkı yeniden öğreniyorum. Emeklinin pazar dönüşü torbasına baktıkça aşkın ne olduğunu biraz daha az biliyorum. Gençlerin ülkeden gitmek için bilet aradığını gördükçe memleket sevgisinin ne kadar derin bir yara olduğunu anlıyorum. İktidar değişiyor, siyasetçiler değişiyor, bakanlar değişiyor, vergiler değişiyor, zamların adı değişiyor; ama insanın ekmeğe uzanan eli değişmiyor. Belki aşk budur: Bir işçinin “yarın daha iyi olacak” diye işe gitmesi. Bir annenin çocuğuna son lokmayı sessizce uzatması. Bir gencin bütün umutsuzluğuna rağmen sandığa gidip “belki” demesi. Bir emeklinin maaşından önce torununu düşünmesi. Ve bir memurun ay sonunu beklerken yine de komşusuna “çayın benden” demesi. Tanrılar bize aşkı boşuna vermedi. Belki aşk, insana bırakılmış en güzel bilmecedir. Her çözdüğünü sandığında bir kapı daha açılır. Bir kapının ardında emek vardır. Birinde ekmek. Birinde adalet. Birinde özgürlük. Birinde memleket. Ve en sonunda insan çıkar karşına. Sorarsın: “Sen nesin?” İnsan cevap verir: “Ben, kendini ararken başkalarının hayatını da omuzlayan bir bilmezliğim.” İşte o zaman anlarsın: Aşk, tecrübeyle çoğalan bir bilgelik değildir. Aşk, işçinin terinde yeniden öğrenilen emek, işsizin cebinde kaybolmayan umut, emeklinin sofrasında paylaşılan ekmek, gencin gözünde sönmeyen gelecek, memurun alnında biriken sabırdır. Ve siyasetçinin her seçim öncesi yeniden keşfettiği ama seçimden sonra unuttuğu halktır. Ben hâlâ aşkın ne olduğunu bilmiyorum. Sokrates haklıymış. Bildiğim tek şey: Hiçbir şey bilmediğimdir. Ama şunu biliyorum: Bir gün işçi emeğinin karşılığını, emekli hakkını, genç geleceğini, işsiz işini, memur huzurunu bulduğu zaman; belki o gün tanrılar gökten bakıp gülümseyecek. Ve diyecekler: “İşte şimdi insan aşkın bilmecesini çözmeye başladı.” Ama ben yine inanmayacağım. Çünkü aşk dediğin son cevabı olmayan tek bilmecedir. Ve insan, onu çözdüğü gün değil; çözmekten vazgeçmediği gün insan olur.

Sakarya ·

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.