Pembe Düşle Seyrüsefer

L Leyla Gül Varoğlu
0 Altın Yaprak
Tutup kanatlarından şiirle dize dize Evliya Çelebi'yi nasıl anlatsam size I Yaşayıp gezmediğim, görmediğim yerleri Sefergüzin Çelebi resmeylemiş mu'cize Efsane şehirleri mahmuru seherleri Tarih, kültür rengimi,miras bırakmış bize Masalsı gerçekleri okurken hece hece Seyrüsefer eyledim yaşadım bin bir gece Bir zarafet, letafet mürekkebi kalemi Coşkun pınarlar gibi musikiydi kelâmı Tutup kanatlarından şiirle dize dize Düşlerin pembesinde nasıl anlatsam size II İstanbul uyanırken gecesinden sabaha Arza açtı gözünü aydınlandı hanesi An zamanı dolanıp gülümserken salaha Unkapanı semtinde başladı efsanesi Osmanlı sarayında kuyumcuların hası Dervişan Mehmet Zıllî Efendiydi babası Ninni düşmüş diline kalbi sevgi aynası Ak sütünü emzirdi Çelebi'nin anası İstanbul uyanırken gecesinden sabaha An zamanı dolanıp gülümsedi salâha Çocukken gözlerinde uzuyorken hedefler Sevgi özüydü sözü tatlıydı muhabbeti Hikâyeler yazardı elinde kalem defter Pür-kanat özgür idi çağlardı hitabeti Nakış, tezhib öğrendi sîmalara aksetti. Kur'ân-ı hıfz eyledi yüreklerde raksetti Arapçayı, Farsçayı, medresede okudu Enderun'da bilgiyi ilmek ilmek dokudu Sevgi özüydü sözü tatlıydı muhabbeti Pür-kanat özgür idi çağlardı hitabeti III Şol Muharrem ayının Aşure gecesinde Bir elif miktarıydı devr-i zaman dilimi Uykuya dalmış iken kıldan seccadesinde Rüyaları kuşandı nevanın gül iklimi Düşte nail olurken Habib'in cemaline Fasl-ı bahar gelmişti gönlünün şimaline Aklından hayâlinden silinirken mâsivâ Rüya-yı sadıka da aşkla alındı fetvâ Vakt-i nazâra düştü devr-i zaman dilimi Rüyaları kuşandı nevanın gül iklimi ''Şefaat Resulullah' demek idi muradı Öperken sağ elini dudak yandı dil yandı Seyahat deyi verdi vatan eyledi yadı Yattığı yatağından beşaretle uyandı Nur-ı mübin parlayıp gül kokuyorken etraf Sahabe-i kiram da dizilmişti saf be saf Şefaati, seyahat selametle Çelebi Seyahat müjdeledi ol Şah-ı cihan Nebi Öperken sağ elini dudak yandı dil yandı Yattığı yatağından beşaretle uyandı Beyaz nûrlar yağarken melekler kanatlanır Kırkların meclisinde akıl hikmet taranır Duayla uğurlanan çelebimiz atlanır Feyyaz iklimlerinde şehri kenan aranır Sa'd ibni Ebî Vakkas sıvazladı sırtını Şeyhi Abdullah Dede gördün dedi bâtını Yürü divit kâlemle gazaya niyet eyle Yürü, işin rasgele kâinatı resmeyle Kırkların meclisinde akıl hikmet taranır Feyyaz iklimlerinde şehri kenan aranır IV Zamana gülümserken İstanbul'da türküler Sergüzeştim yol diye içti ab-ı kevseri Ruhuna bürünürken türlü türlü öyküler Yazmaya başlamıştı o muhteşem eseri Bursa İzmit'ten sonra, varmıştı Trabzon'a Gürcü, Çerkez Laz’ıyla kalktı eller horona Her biri ay parçası sanki insan deryası Sultan Mehmet toprağı kemençede sevdası Sergüzeştim yol diye içip ab-ı kevseri Yazmaya başlamıştı o muhteşem eseri Elçi oldu bey oldu ham gönülde tevazû Dudağında yanardı bezm-i alem duâsı Seyrüsefer gönlünde tükenmeyen bir arzu Dem be dem duru berrâk gönlündeydi hülyâsı Azerbaycan, Gürcistan, Rumeli illerinde Tarihi resmeyledi her şey yerli yerinde Macaristan, Almanya; Sofya, Şumnu’yu gezdi Hakk’a döndü özünü fitne fücuru sezdi Dudağında yanardı bezm-i alem duâsı Dem be dem duru berrâk gönlündeydi hülyâsı Nil'de Kızıldeniz'de gönül olunca hemhal Kehribâr tesbih gibi süslenmişti hayaller Libya, Tunus, Yemen'de eyler iken hasbihal Reşha reşha yürekten yazardı billur eller Surlardan akar tarih bir zaman seferinde Seyahatnâme adlı nadide eserinde Bağdat, Kudüs ve Şam'da açılsa yine güller Düşlerim kanat kanat hemhal olsa gönüller Kehribâr tesbih gibi süslenirken hayaller Reşha reşha yürekten yazardı billur eller Efsunla billûrlaşmış inlerken çeşm-î bülbül Ölüm düşmeden cânâ varıp gitti Mekke’ye Zerreden âsumâna kokuyorken Kabe gül Tavaf etti say etti aşkla durdu vakfeye Çöllerin şafağından yüz sürdü kehkeşâna Kalpte yetmiş bin alem şahitti ihtişama Nakşedilmiş heceler sabırdı tevekküldü Ona rehberlik eden Habibimiz o güldü Ölüm düşmeden cânâ varıp gitti Mekke’ye Tavaf etti say etti aşkla durdu vakfeye V Can gövdeye konuktur tenden uçar tüm ruhlar Şefaatçin Habibim Kur’an rehberin olsun Dinlenir sükun ile mahzun kalb-i mecruhlar Gök kubbenin altında kabrin nur ile dolsun Bilmeyiz Çelebi'nin ne zaman öldüğünü Bu vatan toprağında nerde gömüldüğünü Ten toprağa düşerken zerresiyiz gubârın Âfâki tefekküre yakışır iştiharın Şefaatçin Habibim Kur'an rehberin olsun Gök kubbenin altında kabrin nur ile dolsun

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.