dirilmeyi bilenler, daha sık ölürler yineleyip yenilip yenileniyorum yeni baştan denemek için…
yeryüzünün güneşi inkarında büyüyor gece ay dünyanın aynalar insanların gerçeğini söyler diyorsun yanılsama!…
her sabah Üsküdar'ın en hızlı koşan kadını yedi vapurunu saçından yakalarım parmaklarıma takılı kalan tellere…
ölü gerçek diri düş arası gelgitlerinde gelip gitmeler, gidip gelmeler... üçüncü bir olasılıkla yırtılıyor düşle gerçeği ayıran perde…
sezinizin kapısını açık tutun sözcükler yollara düşmüş bu gece bütün yokuşlarım size iniyor…
her aşkta kendimi yineliyorum ussuz başsız bir yürek bu benimki aşkın çiçeğini ne zaman taksam yakama…
kıyısını arayanlara ve feray'a yüzünde duran ışığı içine düşür sokaklarına vursun en tenhana…
düşe kaçınca yıldızı gecenin ardısıra uçmaya yelteniyorum kanat sandığım kollarımla zaman gelip geçiyor da…
avuçlarında kaybolan ellerimle sana uzanıyorum tutup yeşertmek için seni sözcüklerimiz birer yarasa…
gölgenizle konuşabildiğiniz bir saat boyunuzu ölçün, eninizi ölçün küçülüp düşebilirsiniz en yuvarlak gününüzün ortasına…
yaşamın düşlerimin örtemediği yerleri üşüyor bu gece kumarda da aşkta da kazanmış hilebaz gülümsüyor penceremden…
evim iki oda bir istanbul üç cephesinden seni görür biri düşlere bakar ben hep düşlere çıkardım…
dirilmeyi bilenler, daha sık ölürler yineleyip yenilip yenileniyorum yeni baştan denemek için…
yüzüne çizili hüznü siper alıyor yüreğin gülümseyişini buruşturup yere atıyorsun kendini sobelediğin aynalardan…
akşam güneşi sırtımı acıtırken yüzüne düşüyor gölgem ne sözcüklerim…
15 / 18 gösteriliyor