Aşk Cellâdına Son Tebessüm

A Arif Onur Solak
0 Altın Yaprak
Kursağıma kaçtın Vur ayrılığın sırtına, aşk boğuldu… ... İçinin idamına ver hükmümü Ölümsüyorum Cellâdımsan Son kez gülümsüyorum Doludizgin koşarken asi bir küheylan gibi Vuslata ramak kala Hercai bir elvedaya takıldı ayaklarım. Gülüşlerim yara aldı… Kana kana, aşka kandırırken kendimi Kanadı sevinçlerim. Sen kaybından can çekişiyorum… Çek dilinin tetiğini Son cümleni sık yüreğime. Bir çoban gibi vurmalısın şimdi beni. (Amerikan usulü…) Zaten artık şahlanamam… Çok yaşamaz yaralı aşklar. Sona düşmeliyim galiba Kurşunla beni… Yanan bir aşkın ortasında tutuşurken gençliğim Tarık Bin Ziyad yeminleriyle bakma gözlerime. (Gözlerin ki kırık yılların hatırsızlığı…) Çok yemin bozdum acıya. Bir kez olsun hıçkırmam adını. Dile düşse de adım Çocuksu düşlerime konan masallardan akıp giderim. Kimse bilmez düşüşlerimin ahengini… Unutulmuş şarkıların efkârında kalır gülüşlerim Söylemez kimse… Son bir la sesinde biterim sessizce… Aylara ve yıllara… Velemma Leyl-ü nehara… Kaç baharlık sevda yeşerttim, bilmiyorum. Soldurulmuş güllerimin ıslak yanaklarına dayadım yüreğimi. Ölümbaz gidişlerle süslerken zamanı Nadasa bıraktığım geçmişimin hasadını Hiçbir yarına kaldıramadım… Topladığım kendimi ne kadar çıkarsam da hayattan Aşkla çarpsam da, bölsem de ayrılığa Tutmadı hesabım… Sahi, ben ömre nerden başlamıştım? Anımsayamıyorum… Aşk değince hafızama, dalgınlığıma gelmiş hayat… Başını kaçırmışım öykümün. Şimdi iki yakası bir araya gelmiyor ömrün. Hadi sen çık işin içinden Ya da içimin nehirlerinden çık. Ya da en iyisi Kurşuni bir gecenin lacivert koyusunda Beni çık hesaptan… Kendi ömrümden düş/ür/ beni… Bulanıklaşan görüşümde sallanıyor hayat. Bir kalp sektesinde canhıraş sessizlik… Göz kırpıyor şimal yıldızı, omzuma ay düşerken. Kafası güzel bir nara kopuyor tenha bir sokakta… Eski bir hatıra Yıkık umutlar… Şehrin vitrinlerinden kayıyor, hayalimsi bir güzellik… Mideye inen acı… Çok değil, birazdan bitecek kriz. Yürek kanamasından şiir geçiriyor içim… Aşk işte Kelamda durduğu gibi durmuyor yürekte. Yakışıklı sallıyor adamı. Adam, yakışıklı ölüyor aşkta Kadın, endamınca giderken Ve ölüm bu kadar fotojenik gülümserken… Bir zamanlar eti de kemiği de bizim olan bu aşkın Yaşaması senin artık Ölmesi benim payım… Yeni bir bahara düşecek umuduyla sırtıma asıp gittiğin aşk Bende mezar sessizliği… Ya da… Öyle işte… Konuşsam kıyamet Sussam ölüme alamet… Heybemde ki yıkık alfabemin devrik cümlelerinden dökülen bir hazan enkazı sözlerim… Hangi cümleye vursam kendimi Bir uçurumun dibi işte… Cehennemin kökü… Tutuştursan donacağım Öyle dilemma işte… Adının hecesinde adımlarken aşkı Bir varmış bir yokmuş masallarından aşırdım yokluğu. Var olmanın adıyla “İncire ve zeytine ant olsun ki” Namahrem kaldım aşka. Anladım! Aşk bana haram lokma… Müphem sevdaların koynunda Harcanmış gençliğimi aşkın yaşamsallığında tükettim Bir ölüm sonrası mahşer nakaratında söylenir türküm Ödenir hesap nasıl olsa Vasiyetimdir; Kulağıma ezanla okunan adımı Son salada sus cümle âleme… Bir Cuma mübarekliğinde Cami avlusunda musallaya yatırıldığında ruhum Saf tutsun bütün sevdalılar Mecnun’lar ve Ferhat’lar etsin son duamı “Merhumu nasıl bilirdiniz” diye sorulduğunda “Biz onu aşktan bilirdik, iyi ölürdü” desinler /Ve geriye Yüzümde cellâdıma son gülümseyişim kalsın…/

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.