Fon Dediler Ya
H
0
Altın Yaprak
Fon dediler,
fon diye diye
garibin üç kuruşuna göz diktiler.
İşçi biriktirdi,
emekçi biriktirdi,
emekli dişinden tırnağından artırdı.
Kimi çocuğunun harçlığından kıstı,
kimi pazardan bir kilo eksik aldı,
kimi aylardır
"yarın alırım" dediği şeyi alamadı.
Üç kuruş,
beş kuruş demediler...
Garibanın parası deyip
küçümsediler.
Sonra ne oldu?
Para gitti...
Fon gitti...
Emek gitti...
Gidenin arkasından
birileri baktı,
birileri sustu,
birileri de
"ne yapalım" deyip geçiştirdi.
Ama geçiştiremedikleri bir şey var:
O para
sizin paranız değildi.
İşçinin alın teriydi,
emeklinin yıllarıydı,
fukaranın umuduydu.
Siyasetçiysen
iki kere düşüneceksin.
Çünkü o para
senin paran değil.
Milletin parasıdır,
milletin alın teridir.
Kimsenin cebine
emanet diye verilen para
kişisel malı değildir.
Gariban üç kuruş biriktirirken
sen o paraya
rahatça bakamayacaksın.
Çünkü o üç kuruşun içinde
bir annenin pazarı,
bir babanın alın teri,
bir çocuğun harçlığı vardır.
Bugün okul kapısında
çocuğuna harçlık veremeyen baba var.
"Baba, param yok"
demeye utanan çocuk var.
Evde hesabı kitabı
kuruş kuruş yapan anne var.
Siz hâlâ
fon diyorsanız,
milletin cebine bakıyorsanız,
şunu da unutmayın:
Garibanın parasında
garibanın ahı vardır.
O ah
ne koltuk dinler,
ne makam...
Bir gün gelir,
hesabını sorar.
Milletin ekmeğine uzanan el,
gün gelir
kendi ekmeğini arar.
Sakarya ·
Bu şiiri puanla
10,0 / 10 · 2 kişi puanladı