-I- aşkın atasözleriyle bayağılaşmış esrik dehlizler kara gülüşün ağısı, unutkan inanış…
Şair, yazar, tiyatro ve sinema oyuncusu, yönetmen, gazeteci. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okuyan Orhan Alkaya, günlük gazetelerde ve dergilerde değişik sanat disiplinleri üzerine eleştiri yazıları, siyasi makaleler, denemeler yazdı. Şehir Tiyatroları’nda oyunculuk ve yönetmenlik görevlerinde bulundu. 12 Eylül Darbesi sürecinde 1402 sayılı sıkıyönetim kanunu ile görevden alınan binlerce kamu görevlisi arasında yer aldı. Sanatçı; ansiklopedi yazarlığı, gazetecilik, editörlük, danışmanlık dışında, sinema filmleri de çevirdi. Alkaya'nın basılmış 6 kitabı bulunmaktadır. Sanatçı, 8 Ocak 2008 tarihinde İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği'ne getirildi, 29 Mayıs 2009 tarihinde görevden alındı. Türkiyenin reyting rekorları kıran Kanal D dizisi 'Öyle Bir Geçer Zaman ki' adlı dizide Hikmet Karcı'yı canlandırdı.
Türkiye Hala Mümkün, Mayıs 2002, Gendaş Kültür Yayınları
- Yenilgiler Tarihi - Cilt 1, Mayıs 2002, Telos Yayınları
- Tuz Günleri, Şubat 2001, Gendaş Kültür Yayınları
- Erken Sözler, Haziran 1999, Noyirmiyedi Yayınları
- Parçalanmış Divan, Bileşim Yayınları
- A! Etika, Bileşim Yayınları
Yönettiği Oyunlar
- Rosenbergler Ölmemeli: Alain Decaux - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 2012
- Savaş ve Kadın: Matei Viș niec - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 2005
- Hadi Öldürsene Canikom: Aziz Nesin - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 2003
- Sersem Kocanın Kurnaz Karısı: Haldun Taner - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 1999
- Godot'yu Beklerken: Samuel Beckett - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 1997
- Sahibinin Sesi: Sevim Burak - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 1994
- Gölge Ustası: Yıldırım Türker Yeşim Dorman - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 1993
- İnsan Bahçesi: Gülsün Siren Kınal - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 1992
- Sığıntılar: Sł awomir Mroż ek - İstanbul Şehir Tiyatrosu
Filmografisi
- İyi Saatte Olsunlar - 2004
- Sarı Tebessüm - 1992
- On Kadın - 1987
- Seni Seviyorum - 1983
- Öyle Bir Geçer Zaman ki - 2010 - Hikmet Karcı
- Al Yazmalım - 2011 - Salih
- Aşk Yeniden 2015- Fehmi
Orhan Alkaya şiirleri
eksiltin beni hayatınızdan gövdemden aşağı kurşun ve kalemle bir çizik atın yalnızlığıma dönmek istiyorum bugün ilk keşfettiğim günkü kadar bakir…
yalnız bir hata mı, sarsak adımlarıyla hayatı yürür hayat da yürür, dil ağır prangasıyla sürüklerken hayatı kuytu bir gül yaprağına sinmiştir, ne gam söz eksilmeseydi, yangın nered…
Zamanın kıyısız gemisinde yanlış fotoğraflarım yoktur Yanmış fotoğraflarım yoktur zamanın pişman gemisinde Akşamı tırmalayan huzursuzluk bin yıl arkamdan gelir Kim gördü? Yalnız bi…
hatalarımızı çıkarsak geriye ne kalır hayatımızdan dokunulmuş yerlerimizde soğuyan sevinçli yaşamlar mı hiç solmayan çiçeği görmüş müdür hai-kai ustaları ve dikenlerini içine büyüt…
sakin bir dalganın ayakizleriyle koyulur yola ipucu avcıları, cehennem eskitmiş dedektifler, orospular bir fotoğrafın koynundan yeni çıkmış aşk tazeleri…
dökülen geceydi, ses dile getirişten çok nedir gecede - ve gelen daima nadir bulunan kimdi her gelişte…
bir akşamüstü bütün ağaçlarını hışırdayarak dolaştığım sokak aralarında tutkularınıza benzeyen gözyaşlarınız ıslattı gömleğimi…
ölümün uzun atları götürürdü şairi sonsuzluğun rahmine; hüznün gölgesini silerken kendi ateşiyle dans eder gece sarhoş bir rüzgar genişletiyor yangını…
erken kalkın hanımlar, beyler vaktidir, uzatmayın boş yere kaç kere yazıldı kimbilir, karnaval yeri değildir dünya, ne de sevecen…
acının gri saatlerinde yüzüyle gelirdi ansızın ve kanatlarına sığındığım bir gökyüzüydü, yangınlardan kalan çocukluğumdu, başka şeylerim, hüznün geniş kültü…
çocuktum, zamanım çoktu, ölmeyecektim başımı kitaplara sokup yürüdüğüm yollarda kimi Peçorin, kimi ansızın sarsılırdı iklim hiçbir düellodan kaçmadığım o eşsiz yıllarda…
Nazlı’ya bir şeyi ilk defa sever gibi ayın tutulduğu her yerde ilk ay tutulması belki…
bana yorgun, yoksul akşamlar verdin sevincinde uzadı boynum hep o bilinmez yere dinmeyen yağmurlardı, bir bulut kesimiydi dudakların sen mi götürdün, yoksa ben nasıl geldim o bilin…
ölü şairler geçiyordu uzun ırmağımdan seyrelen sesleriyle hepsi benden bir zerre ve ben onlardan yekûn bir şaşkınlık, işte…
15 / 29 gösteriliyor