Serâser*..
S Sevinç Uslu
0
Altın Yaprak
yaprak bükümü güz kırışığı
tam vardiya sarıl kendini
yürü git gidebildiğin kadar gönlüm
nasılsa baştan uca yol
yol tasa nasıl olsa
’ağla senimi’ ömürsel mevsim
savrulmaların nereden baksan
cığlık çığlığa öl kanamalı
rüzgâraltı dem dilinde nitekim
hüzünce hazan kahrolası
bolca yalnızlık kahvedengin
oysa daha dün
yaşama bilenmeyi de bilirdin
inatla tutunurdun inadına
ellerinin zor hayat kavgasında
tuzak kursa da ceman cümle eza iklim
uzun ama upuzun
kış gecelerinden çıkıp ansızın
uzağı yakın eden gün güneşiyle yeniden
inanırdın ısınacağına
evaze avaz ayaz döküğü içinin
ah bu minvalde gör bu vakit
ruhunun alnacında göz göz
habis ağrısıyla hederin kıyamet
de kim bilebilir şimdi
nereden nereye gelmişsin
kaç öpüş yitik gece yüzünde
düş bir damla düşün
düşün de düşün bil ey
kaç baharlık eksik gülüşün
bilsen ah ne hazin
ki sen
tüm o paslı tellerden
gitmelerin sarmaşık izi
ve derin hıçkırıklarıyla
içli sayfalara düşen
son mısrası ölümle noktalanacak
kanadı kopuk ağır yaralı
yok bir şiirin acı çeken serçesi gibisin
demedim mi oy benim ahrazım
vah ki vah yıllanmış hüsran pasajında
vefa olmaz ıssız ıraklara meyillide
üstelik az adım kala ecele
söyle neyin nesiydi bilerek
böylesine yanılgı ağında
kör parmağım gözüne
uzaktan uzağa sevmelerin
koskoca cevapsız sorularıyla
bir yanın darmaduman kırgınlık
fakat diğer tarafın illâ ve hâlâ
’sen yine de dön gel’ çağrılı bakma
yenildin çırpına çırpına a biçarem
çözemediğin kördüğüm sevdaların
felâket uçurumunda yenildin
de yürü hâlin hâlin
külliyen yangın aşkın
vuslat engelli çeşmesiz yollarında
veryansın sarıl kendini
yaprak bükümü güz kırışığı
serde isyan ruhun makam-ı hicran
tam vardiya sonsuz keder mesainde
gayrı yek yoldaşın bungun üzünç rengin
...
hare / İstanbul
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş