hayır!, bırak ağlayayım neyime eflâtun düşlere bulanmak keder urbası giydirilmiş çaresizliğimle hüzünlü bir hikayeden kalmayım…
benim mürekkepsizliğim olmaz yaşamaktan çok eski bir topraktan türer yeniden telâşem aşk kokar öyle birdenbire derin henüz öpülmemiş fısıltıyla kimseye değmeden…
üşüyorum.. siyah boşlukta gültenimin aylasında kar…
üstü açık uzaklığında iç içe ve fakat ayrık kelimelerimin hüzün sevişmesiydi sana ulaşmayan…
aydökümlü sevişmeler.. _____________gir içeri…
beşinci mevsim hüzün seyrinde dem bu demdir, matemini sürer yüreğim düşer gözelerimden gözelerine katreler sözünü unuttuğun yerde…
olacaksa göğü soluyan bir harfin tamamen insan ve hakikat kokulu yaşamak sayfasına düşüşü yırtabilmeli pas tutmuş kulağını…
sus yazı sus kalem feryadımız iflas figanımız ıpıslak…
sen, çakır halde başa dökülen bir tas sıcak su bitmiş sevdanın ardından duyulan…
ensesinden kar sağan tarihin hükmüyle mevsim zamana bant utancı çekmeden daha tohumgöz bahçede bir kadın…
şiir yalanı üstüm başım "iyiyim" desem, inanmazsın!.. söz yağıyor şairlerin kaleminden soluk entarime…
sürme gözüne dargınlığını içinin, an’la düştüm tenden beni, geçmişin nihayetsiz tahribatından un ufak dağılmış düşün sandığında ömrüm sürekli bir melek ağlaması çınlıyor kulaklarım…
seninle şiire başlamanın tavrıdır bu oğulcuğum sevda gibi, aşk gibi hüzün sever hasret ıslağı kalem çatılarda tentene temmuz yangını evrenin bir gökten inmiş ayetler benliğimde son…
gözlerime uyan oğul ! gülüşünü içtiğim avuçlarının umuntusuna biriken hüznüm kendime gömülü sır yıkılır üstüme güneşi söküp gittiğin iskelelerden…
bir yokuş çetin mi çetin sarılmış delikanlı sevgililer yamuk durur yürüyüşleri…
15 / 57 gösteriliyor