segâh makamında bir figanı taşırken rüzgâr kulaklara afakî bir çağrıdır ruhunun derinliklerinden gelen üzerine örtmek istediğin her ne varsa elinde sarıp sarmalarken sığınırsın aci…
kente yüreğinin suskunluğu düşmüş ben hâlâ çığlığını duyuyorum ayazından vurgun yemişken bahar dalları ve rüzgâr savururken yokluğunun kokusunu…
ve akıyor varlığına ... bulutun zikriydi yağmurdaki zerre…
nasıl yansıyorsa güneşten ziyâ öyle kalmalı idi gözlerde hafî efsun yüreğinin denizine düşmüş yakamozun…
şimdi her şeyden mühim ve ; öyle âzâde…
zihnimde öldürdüğüm nice duygunun taze bir kan sıcaklığında damarlarımda dolanışıydı yeniden bu varoluş zirâ sokaklarımın arkalarına ördüğüm duvarlardı geçit vermeyen ve ışık sızdı…
senin gönlüne düşen bir inci tanesidir ancak bilirim... farzet ki yabanın biriyim...…
bir sevdanın alev aldığı yerdi gözlerin... bir siyah inci gizemiydi içinde saklı bin hüzün içinde saklı idi gizin…
ve artık bir gülün tenine değen cemrenin ılıklığını duymayacak ellerin ve parmakların titremeyecek rüzgârın savurduğu saçlarımda dolanırken…
izansız aşkların çizdiği patikalardı bildiğim tek yollar ben en çok o yollarda düştüm kırık hayallere en çok o yollarda öğrendim kalbe giden yolun us’da uslanmadığını ve kaç mide b…
ince bir ahddı ardına dökülen nazlı yüreğimden inceden nazlı bir eyvahtı... eyvah ki yürek dil-i pür ateş…
her kayıp dua sırdaş olurken karanlığın sesine gece gözünden döküldü rahmet niyetine temmuz acemiliğinde iken Güneş hazirandan miras saçlarını çoktan salmış şimal rüzgarına…
ânıyken vakt-i fecr hazetmem ya ! bir hâdisedir cereyân eder dimağımda velâkin ;…
kızıyorsun... susmalarıma yüreğimin sesini duymazken ; dilden medet umuyorsun…
Kâl-u belâdan mı miras kaldı Ezelden midir fakir ruhuma değen yakınlığın Sen ... Sevgili ,…
15 / 34 gösteriliyor